emin

emin
@eminka
"Güneşin altında yeni bir şey yok." Bkz: 17. Söz'ün Birinci ve İkinci Levhaları
İstanbul
Mesudiye, 29 Ekim
87 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Bir rüya
*** Bir yasa teklifim var sayın başkan: Hudutları kaldıralım! Ne o, şaşırdınız bakıyorum. "Hudutları kaldırırsak hudut karakollarında nöbet tutan, görev yapan yüzlerce asker ne olacak?" diye düşünüyorsunuz değil mi? Onu da düşündüm merak etmeyin. Hayatı boyunca kendisine hiç şiir okunmamış kadınlara şiir okumakla görevlendirelim her birini. Evet evet, şiir. Her kadın dinlemeli bir erkekten Annabel Lee'yi, Allahaısmarladık şiirini ya da hadi hiç olmadı Mona Roza'yı. Hiçbir kadın 'kendisine bir kez olsun şiir okunmamış kadın' statüsünde olmamalı. Öyle değil mi? Bir kadın iki şekilde güzelleşir çünkü: Güldüğünde ve sevip sevildiğinde. Kadınlarımız gülsün sayın başkan, sevilsin. Erkeklerden çokça işitmişlerdir bugüne kadar bağırtıları, hakaretleri, küfürleri. Şiir duysunlar, hepsi duysun. Hazır el atmışken futbolu da yasaklayalım sayın başkan. İnsanlarımız tüm vakitlerini, hatta ömürlerini bir topu tekmeleyen adamları seyrederek geçirdikleri için tekmelenecek bir topmuş gibi bakıyorlar her şeye ve herkese. Stadyumları okuma salonlarına çevirelim. Onbinlerce insanımız toplanıp şiir okusun birlikte, kitap okusunlar. Dülger Balığının Ölümü konuşulsun bir hafta, bir sonraki hafta Orhan Veli'nin Süleyman Efendi'si. Stadyumdan çıkarken yüzlerinde huzur ve tebessüm olsun. Birbirlerine tebessümle bakıp sarılsınlar. Evlerine, sevgililerinin ya da ailelerinin yanlarına vardıklarında onlara stadyumda öğrendiği harika bilgilerden bahsetsinler. "Anne hani çocukken leğende banyo yapıp hemen sobanın yanına koştuğumuzda, saçımızdan sobanın üstüne damlayan su damlaları sağa sola kaçışırdı ya, Leidenfrost Etkisi diyorlarmış ona." ya da "Sevgilim, NASA'nın paylaştığı galaksi resimlerinin aslında gerçek fotoğraf olmadıklarını, uzaydan yakalanan frekansların bilgisayarda görselleştirilerek
Reklam
Ruha Dokunan Ezgiler
*** Dağlar Devrildiğinde / Cengiz Aytmatov İşte, yine bir yerlerden esmeye başladı rüzgar. Ki bu rüzgar, dünya hayatının her alanında, ruhlarda, düşünce ve duygularda, insan davranışlarında her ne varsa görebilmek adına devriye gezen ve acele eden kaderin ta kendisiydi. Kader, planda olanı tabi ki ertelemiyor, yok saymıyordu. İnsanlar için beklenmedik olan kesişmeler, onun sırlı aynasında gerçek oluveriyordu... Düyno ordundabı? Dünya yerinde mi? Ta çocukuluğundan beri çeşitli vesilelerle köylülerinden sık sık duyduğu bu cümle şimdi durduk yerde aklına geliverdi. Evet, görünüşe bakılırsa dünya da yerindeydi, nerden, nasıl içine düştüğünü bilemediği bu eski okulu da. Hatta işte şu sıra dağlar bile aynıydı. Fakat insanın içindekiler, ruh dünyası tamamen yıkılmış mahvedilmiş olabilirdi. İşte bu yüzden herhangi biri tekrar ve tekrar sorabilirdi: Düyno ordundabı? *** Sözleri Mevlana Celaleddin Rumi'den uyarlanmış 4 dakika 10 saniyelik bir müzik terapisi, "ötelerin müziği" sanki... Arianna Savall'ın güzel sesi, yorumu ve icrasıyla Adoucit La Mélodie: youtu.be/PpP-TU9zZzA
Müzik
Ruha Dokunan Ezgiler
*** TENTATİON Özdemir Asaf bana yaşadığın şehrin kapılarını aç, sana diyeceklerim söylemekle bitmez. yıllardır yaşamamdan çaldığım zamanlar, adına düğümlendi bana yaşadığın şehrin kapılarını aç, başka şehirleri özleyelim orada seninle. bu evler, bu sokaklar, bu meydanlar, ikimize yetmez. *** Jordi Savall - Folías de España youtu.be/5Frq7rjEGzs
İsmail Beliğ'e nazire
*** 🔸Dedim: Gecenin bahtı karanlık Ne bir ışık, ne ümit var. 🔹Dedi: "Seher yola giren âşık, Gece Leyla'da akşamlar."
Beyaz Zambaklar Ülkesinde
*** "Milletlerin büyük adamları tıpkı bir mercek gibidir. O kendi kişiliğinde milletin gücünü ve özelliklerini toplar, bununla milyonlarca insanın ruhunu tutuşturur. Ancak güneş ışığından yoksun bulutlu havalarda hiçbir mercek bir kar taneceğini eritmeye, bir su damlacığını bile ısıtmaya güç yetiremez." *** Okuduğum bu satırlar, toplumun yetiştirdiği nadir insanlara dair yıllar önce düştüğüm notları hatırlatıyor: "Düşünen insan, zavallı insan... O tarih nehrinin üzerinde süzülen bir yapraktır. Asırlar boyunca insanlığın kendi kendini maruz bıraktığı zulümler, felaketler ve haksızlıkların hepsine şahit olmuş, vicdanında ağırlığını hissetmiştir. Ama elinden hiç bir şey gelmez. Haykırmak isterse sesini keserler, durdurmak isterse saldırırlar, 'yapmayın' diyecek olsa hain ilan ederler. O kendisine yapılan zulümlere ve edilen hakaretlere baştan razıdır. Düşünmesinin, hissetmesinin karşılığı olarak ona düşen, bütün insanlığın yerine de ızdırap çekmektir. Onu, kendisine karşı pek acımasız cellatların eline teslim ederler. Acımasızdırlar, çünkü ondan korkarlar. Çünkü farklı olanın korkunç olduğu bilgisiyle kodlanmışlardır."
Reklam