Emirhan

Yüzellilikler ve Gelecekleri
Sürgüne yollanan Yüzellilikler, 28 Mayıs 1927’de kabul edilen 1064 sayılı yasa ile vatandaşlıktan da çıkarılacaktı. Atatürk’ün ölümünün ardından çıkan afla birçoğu memlekete geri dönecek, ancak emekli maaşından mahrum kalmak ve sekiz yıl süre ile kamuda görev alamamak gibi birtakım kısıtlamalarla karşılaşacaklardı. Fakat gene de Fransız ve Rus ihtilallerinde muhaliflerin başına gelenler düşünüldüğünde ucuz atlattıkları açıktı. Devletimiz bir kez daha sert bir şekilde cezalandırdığını, ama çabuk affettiğini göstermişti.
Sayfa 254·Kitabı okuyor
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

Emirhan

, bir kitabı okumaya başladı
Fyodor Dostoyevski
7.5/10 · 30,5bin okunma
Divan-ı Harb-i Örfî
…mahkemenin yetkileri 23 Nisan 1920 tarihinde genişletildi… Sanıkların avukat bulunduramadığı ve kararlarının temyiz edilemediği bu mahkeme, İstiklal Mahkemeleri’nin bir nevi Osmanlı’daki karşılığı gibiydi. …mahkeme sadece Mustafa Kemal’i değil, Ali Fuat Paşa, Kara Vasıf, Alfred Rüstem, Adnan Adıvar ve Halide Edib gibi birçok vatansever direnişçiyi de idama mahkûm etti… …Osmanlılar 500 yıldır işlerine gelmeyen her durumda bu bozgunculuk kartını oynamışlardır zaten.
Sayfa 158·Kitabı okuyor
Hıyanet-I vataniye kanunu için:
İlk başta sadece asker kaçaklarını ilgilendiren yasanın kapsamı zamanla genişletilecek, 15 Nisan 1923’te saltanatın ilgasına muhalefet etmek de vatana ihanet kapsamına sokulacaktır. 25 Şubat 1925’te dinî değerleri siyasi araç olarak kullananlar ayrıca yasa metnine eklenecektir. Aslında rejimin temel taşlarını korumayı amaçlasa da bu iki eklemenin keyfî bir şekilde değerlendirilmesi, iktidara muhalefet etmeyi imkânsız kılmış ve acil bir durum için çıkarılmış bir yasa kısa sürede normal bir nitelik kazanarak rejim muhaliflerinin tasfiyesini kolaylaştırmıştır.
Sayfa 156·Kitabı okuyor
Meclis’in vahdettin’e bakışı
Büyük Millet Meclisi defalarca padişaha kendisini tanıması ve hükümetten elini eteğini çekmesi çağrısında bulunmuştur. Eğer bu teklifleri kabul etseydi, Vahdettin’in sembolik kalacak bir saltanatı kurtarma ihtimali vardı. Ancak, Sakarya Meydan Muharebesi kendisine karşı bakışın tamamen negatifleşmesiyle sonuçlanmıştır… Spesifik bir örnek istenirse, 1922 Şubatı’nda Hariciye Vekili Yusuf Kemal Tengirşenk’in Avrupa’ya giderken uğradığı İstanbul’da kimseye haber vermeden padişahla görüşmesine Meclis kürsüsünden getirilen ağır eleştirilere başvurulabilir.
Sayfa 149·Kitabı okuyor