“Bizler tüketim toplumuyuz. Tek derdimiz daha fazla şey tüketebilmek. Sevmediğimiz işlerde çalışarak adını zar zor söylediğimiz kahvelerden içiyoruz. Zerre değer vermediğimiz insanlarla öğlenleri yemek yiyoruz. Bizi sevmediğine adımız kadar emin olduğumuz kişilerle evleniyoruz. Her sabah kalp krizi geçirtmediğine sevindiğimiz alarmlarla uyanıp yine her akşam belli saatlerde yatmak zorundayız. Sevmediğimiz insanlara her gün günaydın, iyi günler ve iyi akşamlar diliyoruz. Öğlen yemeklerinde afiyet olsun demeyi ihmal etmiyoruz. İş yerinde (mavi, beyaz, turuncu, pembe yaka fark etmeksizin) bizden üst dediğimiz insanlardan emirler alıyor, onların karşısında ceket ilikliyoruz. Karakterimize, kişiliğimize, benliğimize, doğuştan sahip olduğunuz o saf duyguların hepsine tecavüz ediliyor ve bizler sesimizi çıkaramıyoruz.”
''Alıntı''