Söyledikçe söylemeyi sevdi. Sevdikçe söylemek istedi. Öyle güzeldi ki, kendisini, mucizesine terk etti. İçinde konuşan Rahman'ın nefesi. Şimdi Adem, ışığın üstünde ışık, nurun üstünde haleydi.
İçine sonsuz ruhtan bir soluk üflenmişti ya Adem, şimdi cennette yeni doğmuş bir bedende çok eski bir ruh gibiydi. Hatırlamasız bir geçmişten bu yana sanki hep de cennetliydi.
Muhtaç değildi elbet Yaratan, yarattığının kulluğuna. Lâkin Yaratan o kadar büyüktü ki Adem'in O'na varmaya kulluktan başka yolu yoktu. Kendisini, ister istemez değil, istekle kulluk eder buldu.