(...)'deki kasabaya gelince kendini bu kaybolmuş çocuklara benzetti. Yeni mektebini, yeni arkadaşlarını, yeni talebelerini yadırgamadı. Zaten İstanbul'da toprak olmuş bir iki sevdiğinin hatırasından başka ne bırakıyordu ki? Yalnız bir insan için yer değiştirmenin büyük bir ehemmiyeti olamazdı.
Kitaplarından başını kaldırmıyor, kimse ile ahbap olmuyordu.
Kendi yaşında çocuklara mahsus olan neşelerden, hüzünlerden, hoppalıklardan onda eser yoktu, yaşlı başlı bir insan gibiydi. Kalbi bütün sevgilere, ümitlere kapanmıştı...