Bütün dünyayı, kocaman bir ülke olarak görmek istiyordu Sabahattin.
Din, dil, ırk, cinsiyet ayrımı yapılmayan, kavgasız, gürültüsüz, barış ve huzur içinde yaşanan bir dünyanın vatandaşı olmak istiyordu.
Türkiye’nin çağdaş uygarlık düzeyini yakalamasını yürekten isteyen Atatürk, Almanya’dan kaçan bilim insanlarının Türkiye için ‘ilaç’ görevi üstleneceğinin gayet iyi farkındaydı.
“Hiçbir mektubumda eskimeyecek olan bir söz varsa o da şudur: Seni çok göreceğim geldi. Mamafih bu hasret öyle bir hasrettir ki, yan yana olduğumuz zamanlarda bile bakidir.”