sumy

Bana bir şey olmuştu o gün. Beni çocukluğun tatlı, uysal, tülsü dünyasından palas pandıras çekip çıkaran bir şey. Sadece çok güzel şeylerin insanın içinde uyandıracağı bir kederle ilk o gün tanışmıştım. Geceleri yüzümü yastığa gömüp ağlarken sevinçten mi, yoksa hüzünden mi ağladığımı bilemediğim bir kendini bilmezlik gelmişti üzerime. Dizginlerini tutmakta zorlandığım yabani at gibi bir şeydim artık. Bıraksalar dünyayı koşacak haldeydim. Aşık olmuştum.
Reklam
Ölenin ardından onun kişisel eşyalarının kaderini tayin edecek yegane kişi olmak, onun yaşamındaki noksanlığıyla baş etmek maratonunda koşması en zor kilometreymiş.
Din adamları zihinsel yetilerini geliştirebilmelerine olanak tanıyan fırsatlara sahiptir, ama öte yandan, gene bu yetilerini koşulsuz tabiyetleriyle köreltirler de. Öğrenciler din okullarında kendilerine dayatılan inançları hiç sorgulamadan kabul etmeyi öğrenirler; böylelikle mesleklerinde ehil olduklarında, yükselebilmek için üstlerine ya da koruyucularına kölece itaat edebilecek duruma gelirler.
insanlar arasında ne denli eşitlik olursa, toplumda o kadar mutluluk ve erdemin hüküm süreceğini kanıtlar. Ama yalın akıldan tüketilen bu ve herhangi benzer bir kural - kilise, devlet elden gidiyor - haykırışlarını beraberinde getirir; bunu söyleyenler, eskilerin bilgeliğine olan inancın eksik olması halinde başlarına felaketler geleceği korkusunda içindedirler ve insanlığın içine düştüğü sefalet karşısında sessiz kalmayanları, salt insanlara özgü yetkeyi sorguladılar diye Tanrı'ya küfür etmekle, insanların düşmanı olmakla suçlarlar.
düşünülmeden kabul gören kurallar hiçbir zaman aklına süzgecinden geçirilmiş olmayacaktır; erkekleri (ya da kadınları) böylesi kurallara dayanarak doğal haklarından mahkum etmeye çalışmak, aklı hiçe saymak, sağduyuya hakaret etmek demektir.
Reklam