Herkese selamlar kitap dostlarım!
Öyle bir kitap okudum ki duygularımı nasıl anlatsam, hangi ifadeleri kullansam da coşkumu, aldığım zevki size tarif etsem gerçekten bilmiyorum. Çünkü öyle bir kitap okudum ki hem inanılmaz akıcı, hem inanılmaz derin, hem topluma, sisteme, siyasete başkaldırıcı, hem efsane bir ana karakter ve de mükemmel yan karakterlere sahip, hem harikulade doğa betimlemeleri olan, hem de mest eden bir yöresel dile sahip… Bu “hem” leri sayfalarca uzatabilirim, öyle kapsamlı çünkü… Kitabı okurken dilinin de etkisiyle sürekli şu cümleyi mırıldandım:
Vay Yaşar Kemal vay! Sen n’aptın böyle! :)))
Daha fazla coşmadan Ya Allah deyip incelememe başlamak istiyorum :))
Yaşar Kemal
Yaşar Kemal ’den bahsetmeden kitaba hakkını vermiş olamam diye düşünüyorum çünkü yazarın hayatını araştırdığımda gördüm ki İnce Memed aslında sadece bir hayali karakter değil. Kitapta yaşananlar sadece kurgusal olaylar değil. Yazar o dönemde Çukurova’da bizzat yaşadığı, çocukluğunda, gençliğinde gözlemlediği, çevresindeki insanlardan etkilendiği her şeyi ete kemiğe bürünmüş haliyle kitapta karşımıza çıkarmış. O yüzden yazarın hayatını biraz olsun bilirsek onun kaleminden çıkanları daha iyi anlayabiliriz..
Yaşar Kemal, 1. Dünya Savaşı sırasında Rus işgali yüzünden Van’dan Çukurova bölgesine göç etmiş bir ailenin çocuğu olarak 1923 yılında dünyaya gelmiş. Henüz 3.5 yaşlarındayken bir kaza sonucu sağ gözü kör olmuş. Yine çocukken babası gözlerinin önünde öldürülmüş ve bu olay üzerine yıllarca kekeme kalmış. Babasını kaybettikten sonra köyün en yoksullarından biri haline gelmiş. Pamuk tarlalarında, su kanallarında, çeltik tarlalarında vs. gibi birçok zorlu işte çalışarak geçmiş çocukluğu ve ilk gençliği. Ağaları, yozlaşmış hükümet yetkililerini, köylüye zulmeden sistemi ve tüm bunları