Belki de yaşayan insanlar dünyasıyla bütün bağlarım koptuğundan gözümün önünde hep geçmiş canlanıyor. Geçmiş, gelecek, saat, gün, ay, yıl benim için aynı. Çocukluk, yaşlılık gibi farklı evreler de benim için içi boş sözlerden başka bir şey değil. Bunlar sadece sıradan insanlar, —ayaktakımı, tam da bu tabiri arıyordum—, ayaktakımı için hayatları yılın mevsimleri gibi muayyen bir sınıra sahiptir. Yılın mevsimleri gibi, mutedil yerlerde geçen bir hayat. Ama benim hayatım bütünüyle tek bir mevsim ve tek bir hal üzere; adeta dondurucu ve sonsuz bir karanlık iklimde geçti. Ne var ki, içimde beni mum gibi eriten alevli bir ateş var daima.