Zana Muhsen

Zana Muhsen

8.3/10
110 Kişi
·
277
Okunma
·
17
Beğeni
·
2.339
Gösterim
Adı:
Zana Muhsen
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Birmingham, Birleşik Krallık, 1965
Zana Muhsen, İngiltere, Birmingham'da yaşayan Yemenli bir ailenin kızıdır. On beş yaşında kız kardeşi Nadia'yla birlikte çocuk-gelin olarak Yemen'e satılmış, uluslararası kamuoyunun yardımıyla sekiz yıl sonra çocuğu marcus'u geride bırakmak zorunda kalarak oradan kurtulunca bütün hayatını ve enerjisini kız kardeşi Nadia'yı da kurtarma mücadalesine harcamıştır ve hâlâ pes etmiş değildir. Şimdi çocuklarıyla beraber Birmingham'da yaşayan Zana Muhsen'in, bu mücadelesine katkıda bulunmak amacıyla yine Andrew Crofts'la birlikte kaleme aldığı Sold isimli (türkçeye annemi bir kez daha görebilsem!.. başlığıyla çevrilmiştir) bir kitabı daha vardır.
Kadın olduğu için, cenaze töreninde kızının mezarının başında durmasına izin verilmemişti, bu erkeklerin işiydi.
"Hiç kimse kollarında bir çocuk tutan anne kadar muhterem ve saygıdeğer değildir.
Zana Muhsen
Arka kapak iç sayfa yazısı...
Erkekler, yaptıkları her şeyi gizlemeyi seviyorlardı. Sanırım bu onlara, bizim üzerimizde daha çok güç sahibi olduklarını hissettiriyordu.
Sürekli hayal kırıklığına uğrarsanız, en sonunda umut etmeyi bırakırsınız.
Zana Muhsen
Sayfa 249 - Sonsuz Kitap
Onlar diğer kadınların akıllarına değişik fikirler sokularak erkeklerin kurallarını sorgulayabilecekleri düşüncesine bile katlanamıyorlardı.
Bizi yavaş yavaş işlere alıştırıyor,özgürlüğümüzü azar azar kısıtlıyor, her gün daha çok iş yıkıyorlardı. Uygun bir eğitime tabi tutulmadan önce dirençlerinin kırılması gereken hayvanlara benziyorduk.
Ben,çok farklı ırklardan insanların arasında yetişmiş,hiçbir zaman onların farklı olduğunu düşünmemiştim.
Köylerde diğer kadınların hiçbiri okuyup yazamıyordu. Erkekler buna izin vermiyorlardı. Çünkü öğrenmeye başladıklarında, yaşam koşullarını sorgulamaya ve erkeklerle tartışmaya başlayabilirlerdi.
Kadınlara hiç bir eğitim sağlanmıyordu. Çünkü bir şeyler öğrenmeye başladıklarında yaşam biçimlerini sorgulamaya ve erkeklerle tartışmaya başlayabilirlerdi; bu düşünülemezdi bile.
Zana ve Nadia babaları Yemen'li, anneleri ise İngiliz olan iki kız kardeş.Tatile diye gönderildikleri Yemen'in bir köyünde küçük yaşta evli oldukları gerçeği ile karşılaşmışlardı. Oysa ki babaları onları sadece tatile gönderdiğini ve iyi eğlenmelerini öğütlemişti. Gerçek ise bambaşka idi.
Yaşam koşulları, erkek egemenliği, kadınların sözünün geçersizliği ve buna benzer şartlar ve tehditler ile dolu 8 yıl...
Açıkçası okurken şaşırmadım. Nedeni ise öz babaları para karşılığında sattığı bu iki kız çocuğuna yetkililerin duyarsızlığı babanın yaptığının yanında daha masum kalıyordu...
İnsanlığın sorgulanmasına sebep olacak bir eser...
Gerçek bir hikaye.
Zana ve Nadia adlı İngiltereli iki kız kardeş babaları tarafından Yemen'deki iki gence satılır. Kızlar ne olduğundan habersiz tatil yapacakları düşüncesiyle babaları tarafından Yemen'e gönderilirler. İlk Zana gider ve Yemen'e gittiğinde babası tarafından Abdullah adlı birine satıldığı, bundan sonra onun kocası olduğu söylenir. Yemen'e daha sonra gelen Nadia da aynı durumla karşılaşır. İki kardeş her gün çeşitli zorluklarla karşılaşmalarına ve acı çekmelerine rağmen bir gün annelerinin bu durumu öğrenip onları kurtaracağı umuduna tutunurlar.
Bir kız olarak onların ne kadar zor durumlarla karşılaştığını okudukça tüylerim diken diken oldu diyebilirim. Hala bu tür olayların gerçekleşmesi, kadınların eşya gibi alınıp satılması, sünnet edilmeleri resmen insanlık ayıbıdır.
Zana'nın Yemen'den kurtulup İngiltere'ye döneceği zaten başta yazıyor ama Nadia'nın kurtulup kurtulmadığı yazmıyor. İnternetten baktığımda Nadia'nın da kurtulmuş olduğunu öğrendim.
Efenim merhaba, yine yürek burkan bir dram ile geldim #zanamuhsen ilk defa okuduğum bir yazar... Aslında bir yazar dan daha cok, evine annesine dönebilmek, kardeşini de yanında götürmek için çırpınan güçlü bir kadın.. Hani bazen sinirden ağlamak istersiniz ya ben bu kitabı okurken o kadar sinir oldum ki, ağlamak istedim.. #kitapyorum
İngiltere de ailesi ile yaşayan iki kız kardeş.. Zana ve nadia.. 14,15 yaşındaki bu iki kardeş babaları tarafından yemen e tatile gönderilir ve gercek ortaya cıkar. Gittikleri yer tatil değil, onlar için bir cehennemdir. Cunku yemen ki erkeklere satılmışlardır. Zana yıllar süren mücadele sonucu oğlunu yemen de bırakıp İngiltere ye dönebilir ama nadia hala orada cehennem den kurtulamaz..
Zana ve nadia nın çırpınışı sizi cok etkileyecek
#keyifliokumalar #annemibirkezdahagörebilsem #bookstagram #booklove #bookworm# #kitap #aşkı #oku# #okuyorum#tavsiye #gezgin #gezer #tarih#history #listen #dram #bookstagram#author #fameous# #england #jemen #story #book#okudumbitti
Sevgili okur, şu an neredesin bilmiyorum ama belli ki oturduğun zaman ve mekandan biraz uzaklaşmak istemişsin ve parmakların seni benim minik kitap mahalleme getirmiş, iyi ki de getirmiş. Hoş geldin! Umarım blogumda geçireceğin vakit boyunca benimle kitap yolculuğuna çıkmaktan ve satırlarıma konuk olmaktan keyif alırsın. Madem buralara kadar geldin ve tüm bu ilginç giriş yazısına rağmen hâlâ yazıyı okumaya devam ediyorsun, o halde seninle bir hayal kuralım.
İki kız kardeş hayal etmeni istiyorum. Babaları tarafından süslü hayallerle Yemen'e tatile gönderilmiş iki kız kardeş... Babalarının anlata anlata bitiremediği güzel sahillerin tadını çıkartacakları, eyersiz ata binecekleri, deve yarışlarını izleyebilecekleri ve daha pek çok şey yapabilecekleri bir tatile çıkıyorlar. Ne hoş değil mi? Pekiyi ya Yemen'e gittiklerinde iki adam karşılarına geçip "Bunlar sizin kocalarınız, siz artık evlisiniz." deseydi yani babaları tarafından tatile diye gönderildiklerini zanneden bu iki kız kardeş aslında Yemenli iki adama para karşılığında satıldıklarını öğrenselerdi nasıl olurdu? Hayalin tadı kaçmaya başladı değil mi? Hatta şu an ruhun sıkılmaya başladı. Olsun, gittikçe kabusa dönmeye başlayan bu hayale biraz daha devam edelim. Mesela annelerinin penceresinden hayal edelim. Çocukları dönmeyen anne yavaş yavaş bir terslik hissetmeye başlayıp gerçekle yüzleşince neler yaşamış olabilir? Üstelik plan öylesine kusursuz yapılmış ki devletler dahi devreye girse bile bir sonuç çıkmıyor olsun. "Amaan sende! Yahu öyle şey mi olurmuş. Devletler devreye girecek de çözüm olmayacak Pöhh! Hayalin de bir sınırı var," dediğini duyar gibiyim. Dedik ya hayal kuralım diye. Varsın devletler de devreye girse bile sorun bir türlü çözülmesin. Çözülmediği için annenin de kızların da elleri kolları bağlanmış olsun. Sahi bu kölelik nereye kadar devam edebilir? Hayal etmeye devam et bakalım.. Tamam tamam vazgeçtim, burada kalsın bu hayalimiz. Çünkü sevgili okur, az önce hayalini kurduklarımızın HİÇBİRİ HAYAL DEĞİLDİ. Hepsi gerçek olamayacak kadar korkunç ve akıl dışı olsa da HEPSİ GERÇEKTİ: Yemenli bir babanın kızları olan Zana ve Nadia Muhsen'in 20. yüzyılın göbeğindeki çağdaş köleliklerinin gerçek hikayesi...

Annemi Bir Kez Daha Görebilsem, biri on beş diğeri ise on altı yaşlarında Nadia ve Zana kardeşlerin babaları tarafından Yemen'e tatil vaadiyle gönderilip kandırılarak nasıl satıldıklarının, kölelik süreçlerinin ya da diğer bir değişle yaşanmışlıkların kaleme alındığı gerçek bir öykünün eseri. iki Birminghamlı kız kardeş, kendilerini bir anda ataerkil bir toplumun içinde, üstelik 20. yüz yılın göbeğinde çağdaş bir köleliğin baş rolünde bulduklarında uzunca bir süre anneleriyle iletişim kuramamış fakat her daim içlerindeki kurtulma umuduyla yaşamışlardı. Ortada öz babaları tarafından öylesine kusursuzca kurulmuş bir plan vardı ki tüm yasal yollar iki kız kardeşin kurtulmasına engel oluyordu. Çifte vatandaşlığa sahip olmaları yasal yolları tıkıyordu. Tek kurtuluş çocuklarını geride bırakmaktı. İki genç kadın özgürlükleri pahasına çocuklarını geride bırakmayı göze alacaklar mıydı? Yemen'e hapsoldukları günden itibaren içlerindeki özgürlük duygusu mu, yoksa annelik duygusu mu ağır basacaktı? İşte tüm bu soruların cevabı ve daha fazlası kitabın sayfalarında gizli...
Annemi Bir Kez Daha Görebilsem, iki kadının yürek burkan hayat hikayelerine, ataerkil bir toplumdaki varoluş mücadelelerine tanık olacağınız, Yemen kültürüne ve bu kültürde kadınların yerine dair bilgiler edineceğiniz, yalın diline rağmen derin duyguları yüreğinizde hissedeceğiniz eserlerden biri. Öyle ki her bir satırı boğazınızda bir yumruyla okuyacak, okurken kendinizi bu iki genç kadının yerine koyarak her bir satırı yaşayarak okuyacaksınız diyebilirim.
Kitaplığınızda ve gönlünüzde bu güzel ve birçok yönüyle de ibretlik esere mutlaka yer vermenizi, Zana ve Nadia kardeşlerin hayat öykülerinin devamı niteliğindeki Nadia'ya Sözüm Var eseriyle bu hüzünlüyolculuğa devam etmenizi tavsiye ediyorum. Kitabını bol keyfiniz daim olsun
Ingiltereli iki kucuk kiz kardes babalari tarafindan hic tanimadigi insanlarla Yemene tatile gonderilirler. Ikiside tatile gittikleri icin oldukca heyecanlidirlar. Fakat bilmedikleri sey babalarinin para karsiligi onlari satmis ve hic tanimadigi erkeklerle evlenmis olduklaridir. Yemende kucuk bir koyde kadinlarin soz hakki olmadiğı ve erkeklerin her istedigini yaptigi bir yasama zorlanmislardir. Kitapta 8 yil boyunca bu kucuk kadinlarin yasadigi zorluklar ve zorla getirildikleri bu koyden kurtulma cabalari anlatilmaktadir. İnsan bu kitabı okurken kendi yaşantısını ve aslında hayatımızda ki birçok kaygının ne kadar yersiz olduğunu sorguluyor. Gercek bir hikaye ve okunmasi gereken bir kitap, okumayanlara tavsiye ederim.
İngiliz anne, Yemen'li bir babadan olan 2 genç kız tatile gittiklerini sandıkları Yemen'de aslında babaları tarafından başlık parası ile satıldıklarını anlarlar. Bırakın teknolojiyi, musluğun bile olmadığı, her türlü işi kadınların yaptığı, yeni doğan kız çocuklarının sünnet edildiği, 9-10 yaşında evlendirilip kocalarının tecavüzüne uğradığı, haritada bile gözükmeyen bir köyde onlar gibi yaşamaya başlarlar. Kurtulmak için mücadeleye başlarlar ama bu hiç kolay değildir...
Yarım günde bitirdim kitabı, çok etkileyiciydi.
Bir taşın bile değerinin olduğu ama kadının değerinin olmadığı ne çok yer var şu yeryüzünde. Barbarlıklarını sözde dinlerinin arkasına saklamaya çalışarak kendi haklılıklarını savunan insanlar. Öbür dünyada çekeceklerinizden şüphem yok dilerim bu dünyada da yanınıza kalmaz yaptıklarınız!
ABKDG || KİTAP YORUMU *spoiler içerebilir*

Herkese Merhabalar !! Yepyeni bir kitap yorumu ile karşınızdayım. Bu sefer gerçek yaşanmış bir öykü olan Annemi Bir Kez Daha Görebilsem'i okudum. Zana ve Nadia iki ingiliz kızdır ve babaları tarafından sözüm ona tatil niyetine Yemen'e gönderilir. Sonra iki kız kardeşin babası tarafından Yemen'e satıldığını öğrenirler. Yıl 1980 felandı sanırım. Yemen'in bir köyüne gelen Zana orada Abdul Khada denen *kabile ağası gibi. Adamın evine yerleşir ve kendisinin bile haberi olmadan ona Abdul Khadanın oğlu olan Abdullah'ın kocası olduğunu söylenerek onunla yatmaya zorlar. Kız tabi şok geçirir hem kendisinden iki yaş küçük hemde hastalıklı bir genç. Zana hem zorlu ev işlerini yapmaya zorlanır. Hayat orada cidden zor çünkü hem kuyudan su getirme var elektrik yok. Bide bütün işleri kadınların yapması zorunlu artı birde o yaşta hem evlendiriliyorlar hemde çocuk yapmasını istiyorlar. Zana umudunu hiçbir zaman yitirmedi ve annesine ulaşmaya çalıştı. Ne kadar mektup gönderse bile hiç geri cevap alamayınca mektupların saklandığını düşündü. Sonra bir yol bulup mektuplaşmaya başladılar. Annesi elinden geleni yaptı. Zana birgün İngiltereye dönme hayaliyle ayakta durdu. Kardeşine destek verdi. Kitapta ağlamadım ama gözlerim biryerde çok duygulandı. Çok şaşıracaksınız emin olun. O kadar pis ve erkeklerin üstün geldiği bir yaşam varki anlatamam. Kadınlara okuma - yazma bilmiyorlar. Erkekler bunu istemiyor çünkü yaptığı işleri sorgulamaya başlayacaklarını düşünüyorlar. Ordaki her erkek için bela okudum. O kadar iğrençler ki. Bence alın okuyun umudunuzu asla kaybetmemeyi öğrenin. İkinci kitabınıda okudum. Çok güzeldi.
İngiltere'de yaşayan, babaları tarafından tatil vaadi ile Yemen'de bir aile satılan iki genç kızın Nadia ile Zana'nın akıllara sığmayan, yüreğin dayanmadığı korkunç bir hikaye.
"Harika sahilleri görmeyi, eyersiz ata binmeyi ve deve yarışlarını izlemeyi umut etmişlerdi. Ama kendilerini on dört ve on beş yaşlarında,Mokbana bölgesindeki kabile köylerinden birinden iki delikanlıyla evlendirilmiş buldular."
Her sayfasında boğazım düğüm düğüm oldu. Zana Muhsen inanılmaz bir anlatım. Eğer sinirlerinize güveniyorsanız kesinlikle okuyun
Katı erkek egemen bir sistemde kadınların çektikleri çileleleri anlatıyor. Kadınlar için özgürlük kelimesinin bile tehlikeli olduğu bir Dunya'da yaşıyoruz. Gerçekleri okumaya cesaretiniz varsa okuyun derim.
Ölenle ölünmüyor derler de normal bir insan için kolay gelebilir. Ben annemi kaybetmedim ama merak dolayısıyla okudum ve efsane kitap oldugunu düşünüyorum. Ben her seferinde allah tan sabır diliyorum tüm merhumlarımız için şuan annem ola bilir ama olmayanları da anlayabiliyorum çünkü bende onların tadında gibi birşeyim. Bir anne var bir anne misali

Yazarın biyografisi

Adı:
Zana Muhsen
Unvan:
İngiliz Yazar
Doğum:
Birmingham, Birleşik Krallık, 1965
Zana Muhsen, İngiltere, Birmingham'da yaşayan Yemenli bir ailenin kızıdır. On beş yaşında kız kardeşi Nadia'yla birlikte çocuk-gelin olarak Yemen'e satılmış, uluslararası kamuoyunun yardımıyla sekiz yıl sonra çocuğu marcus'u geride bırakmak zorunda kalarak oradan kurtulunca bütün hayatını ve enerjisini kız kardeşi Nadia'yı da kurtarma mücadalesine harcamıştır ve hâlâ pes etmiş değildir. Şimdi çocuklarıyla beraber Birmingham'da yaşayan Zana Muhsen'in, bu mücadelesine katkıda bulunmak amacıyla yine Andrew Crofts'la birlikte kaleme aldığı Sold isimli (türkçeye annemi bir kez daha görebilsem!.. başlığıyla çevrilmiştir) bir kitabı daha vardır.

Yazar istatistikleri

  • 17 okur beğendi.
  • 277 okur okudu.
  • 12 okur okuyor.
  • 129 okur okuyacak.