"Öyleyse Aşk ne olabilir?" dedim. "Bir ölümlü mü?" "Hiç de değil." "Nedir öyleyse?" "Daha önceki örneklerinde olduğu gibi ölümlüyle ölümsüzün orta noktasıdır." "Öyleyse nasıl bir varlıktır o, Diotima?" "0, büyük bir ruhtur Socrates; ruh yapısındaki her
şey yarı-tanrı, yarı-insandır." ... "Onun anası babası kimdi?''
diye sordum. "Oldukça uzun bir öyküdür," diye yanıtladı kadın.
"Ama size anlatacağım. Afrodit'in doğduğu gün, tanrılar ziyaret sofrasındaydı. Aralarında İcat'ın oğlu Entrika da vardı. Yemekten sonra orda bir parti olduğunu gören Yoksulluk dilenmeye geldi ve kapıda durdu. Entrika nektarla sarhoş olmuştu ve Zeus'un bahçesine çıktı. Uykusu ağır basıyordu. Yoksulluk berbat durumundan kurtutmayı
düşünerek Entrika'dan bir çocuk sahibi olmak istedi ve onunla yatıp Aşk'ı doğurdu. Aşk, Afrodit'in doğum gününde ana rahmine düştüğünden ve Afrodit de dahil olmak üzere güzel olan her şeye düşkün olduğundan, Afrodit'in taraftarı ve hizmetkarı oldu. Babası Entrika, annesi Yoksulluk olduğu için şöyle bir karakteri vardır. Her zaman yoksuldur; insanların tahminlerinin aksine duyarlı ve güzel olmaktan çok uzaktır; katı ve yıpranmıştır; üstsüz başsız ve evsizdir; bir yatak arayarak her zaman yerlerde, kapı önlerinde, sokaklarda yatar. Annesine çektiğinden yoksulluk içinde yaşar. Ama aynı zamanda babasının oğlu olduğundan güzel ve iyi olan her şeye sahip olmak için planlar yapar; cesur, atılgan ve gayretlidir. Kurnaz bir avcı gibi hileler yaratır."
-Platon, Şölen
Eğer bir insan sahip oldukları ya da kendi kişiliğiyle mutlu ise, aşık olamaz. Aşık olma deneyimi, depresyondan, gündelik
yaşamda değerli bir şey bulamamaktan kaynaklanır. Aşık
olmanın yeteneğinin "belirtisi" bunu yapmak için ilinçli bir istek, yaşamını zenginleştirrnek için derin bir arzu değildir; daha çok kendini değersiz bulmak, değerli bir şeye sahip olmadığını düşünmek ve sahip olamadığı için utanç duymaktır ... Bu nedenle kendi değerlerinden emin olmayan, çoğunlukla kendilerinden
utanan gençler arasında aşık olma olgusu daha sık görülür. Öteki
yaş gruplarındaki insanlar da gençliklerinin sona erdiğini ya da
yaşlanmaya başladıklarını düşünüp, yaşamlarında bir şeylerin kaybolduğu duygusuna kapılınca aşık olurlar.
-Francesco Alberoni, Falling in Love