Agustinos, cinsel davranışı, ilk günah öncesi ve sonrası arasında farklı ilkelere ve doğalara sahipmiş gibi düşünmektedir. Adem ve Havva’nın henüz “cennetten kovulmadan" bazı “cinsel davranışlarda” ve “ilişkilerde” bulundukları düşüncesini kabul eden Agustinos, bu cinsel etkinliğin niteliğini olağan cinsellikten tümüyle ayırır: Adem, cinsel organlarına ve duyularına, aynen bedeninin “zevk ve hazlara kapılmak yoluyla işlemeyen” diğer organları -sözgelimi el ve ayaklar- kadar hâkimdir. Cinsel dürtüler ve hazlar onun bedenine yabancı, dıştan müdahale eden “günah tutkuları” olarak henüz ortalıkta görünmez. Ancak “bilgi ağacının meyvesi tadıldıktan” sonra yeryüzüne kovulan ve orada “aileyi” oluşturan Adem ve Havva, artık cinselliklerini tüm
insanların sahip oldukları biçimde, “sürekli bir günah” olarak yaşamaya başlarlar. Cinsel organlar artık eller ve ayaklar gibi benliğin emirlerine itaat etmez, cinsel ilişkinin doruğu, bir hazlar patlaması şeklinde beliren bir hastalıkmışçasına, kasılmalar, spazmlar biçiminde gerçekleşmeye başlar. Cinsellik, artık yalnızca günahın tatlı yüzlü, onun hastalıklı ve yıkıcı bir iğvasından başka bir şey değildir.