Yine de zaman, gitgide daha hızlı bir biçimde akıp gidiyordu; sessiz ritmi yaşamı parçalara ayırıyor, insan geriye bir gözatmak için bile duramıyordu.
Her şey, insanlar, mevsimler, bulutlar, her şey kaçıp gidiyordu...
Sesini duyamadım hiç. Yaşını bilmiyorum. Seni güldüren şey nedir, kalbini en çok ne kırar, hangi yemeği sever, ne tür müzikler dinlersin?
Adını ve yüzünü biliyorum sadece. Belki birkaç defa görür, belkide bir daha göremem seni.
Hayatımın en büyük keşkesi olacakasın belkide.
Hoşçakal vindibiya…