kendi "geçici varoluşunun" sonunu göremeyen insan, hayatta nihai bir hedefi de amaçlayamıyordu. yaşamayı, normal bir hayat süren insanın aksine, geleceğe ertelemişti. bu yüzden de iç yaşantısının tüm yapısı değişmiş ve hayatın diğer alanlarından bildiğimiz çürüme işaretleri ortaya çıkmıştı.
insanın kaderini ve barındırdığı tüm ıstırabı kabul etme biçimi, kendi çarmıhını yüklenmesi ona en zorlu koşullarda bile yaşamına derin bir anlam katma olanağı sunar.
kendisini kolayca zillete sürükler, başkasına feda eder, başkasının kölesi haline getirir, hatta başkasına kolaylıkla yağcılık eder. aslında bütün insanlığını ona tam inancı olmayan başka birine karşı söylediği sahte övgü sözlerine feda ettiğinin de farkında değildir. karşılığında ne elde etmiştir? ne elde etmiş olursa olsun yine de zarardadır! çünkü insan başka bir insanı öldürdüğünde katil de olsa insan kalır. fakat başkasının önünde eğilen veya dalkavukluk yapan insan, artık "insan" değildir. ama o bunun farkında değildir. o, adam öldürmeyi ve hırsızlık yapmayı kötü kabul eder ama dalkavukluğu kötü kabul etmez. çünkü bu dalkavukluk, kölelik, başkası önünde eğilme ve taklitçilikle değerini bilmediği şeyleri kaybeder.