Mehmet Emin Öztürk

Eğlenmişti belki, ama ait olamamıştı. Gülmüştü, ama içinde taşıdığı o yitik çocuğa ulaşamamıştı. Zaman geri gelmiyordu, o hayat treninin hangi vagonuna bineceğini bilemeyen bir yabancı, geçmişin küllerinde titreyen bir adamdı.
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Bir morfin sanki tüm acılarımı unutturan Beni geçmişin buhranlarından soyutlayan Bu bahar çiçeğinin bâki kalmasını isterim Budur Rabbe acz ile dolu son dileğim
Kurt, çukurun kıyısında usulca eğildi; göz göze geldiler, ama konuşmadılar. Kuzu, gözlerini kapadı, sanki Tanrı’nın ellerine teslim olur gibi. Kurt, dişlerini boynuna yavaşça geçirdi; bir dua gibi, bir öpücük gibi. Ve kuzu, inlemeden öldü. Ancak bu bir ölüm değil, sessiz bir merhametti; günahın kefareti, sevginin son eylemi...
Bembeyaz medeniyet, kürenin altında İzliyorlar bizi, uzaktaki kuzenlerini Görüyoruz , hissediyoruz gecenin en karanlığında Yerin altında saklı bir cennet, Agartha!
Ne kadar da zalim bir insan kusurlardan olsa da noksan gözleri ruhsuz birer piyanist Elleri Yüreğimin notalarına uzanan