Ayrica bu, bir kısır döngü oluşturur. Însanlar, problemin ne olduğunu görebilmek için eğitim almalıdırlar. Fakat eğitim aldıklarında artık ya problemi görmez ya da doğru şekilde göremezler. Bu vaziyetin sonsuza dek sürme tehlikesi vardır.
Her şeyden önce Kur'an'ın bir bütün olduğunu unutmamak gerekir. Kur'an'da metinden ayrılarak tek başına alınan her ayet, hakikatin tamamını değil sadece bir kısmını teşkil eder. Sadece Kur'an'ın tamamı hakikatin tam ve bozulmamış şeklidir. Alıntı yaparken ayetleri tek başına almak kaçınılmazdır; fakat bunu yaparken her zaman menzilin sınırlılğını göz önünde bulundurmak gerekir. Tıpkı bir mozaik gibi. Mozaikteki küçük siyah ve kırmızı taşlar ancak terkibin tamamına bakıldığında anlam kazanacaktır.
Eğer eğitimli ve sinsi düşman, Müslümanları zayıflatmanın ve aciz bırakmanın en kolay yolunun ideolojik ve manevi yönelim bozukluğu yaratmak ve anlaşmazlık ve şüphe tohumları ekmek olduğunu anladıysa, o hâlde bizim ne yapmamız gerektiği gayet açıktır. Sarsılmış hâldeki dini tahkim edelim, İslam'a güveni inşa edelim, gençlerimizin ruhları için mücadele edelim, okulları ve basını yabancıların elinden alalım, her yerde toplumsal bilinç, sorumluluk, uyum ve birlik inşa edelim, saflarımızı sıklaştıralım. Kısaca ifade etmek gerekirse, kelimenin en kapsamlı ve en güçlü anlamıyla organize olalım.
Neredeyse tüm Müslüman ülkelerin bağımsızlıklarını kazandıkları doğru; fakat birçoğu için bu bağımsızlık Sadece resmiyette kalıyor. Batı’ya ekonomik ve daha da kötüsü manevi bağlılık devam ediyor. Belli sayıdaki Müslüman ülkede basın ve okullar doğrudan ya da dolaylı olarak yabancıların kontrolünde ve onlar da bu sayede insanların ruhlarını zehirlemeye devam ediyorlar.