...Ramazan ayında olunmasına karşın açık açık oruç bozup yemek yemeye başlar. Bir anda çevresinde öfkeli bir kalabalık birikir, askerler de tutuklamak üzere yanına yaklaşır. Ama Ebu Said ayağa kalkar ve çevresindekilere, binlerce Müslüman'ın katledilmesini ve İslam'ın kutsal yerlerinin yıkılıp yok edilmesini hiç umursamazken, bir kişinin oruç bozmasının onları niye bu kadar sarstığını sorar sakin sakin.
O zamandan beri el-Kuds, her Müslüman için ilahi vahyin sürekliliğinin simgesi olmuştur. Birçok mümin, Mescidül-aksâ'nın şehrin kare biçimli evlerine tüm heybetiyle tepeden bakan o muazzam ve ışıl ışıl kubbesinin altında murakabeye dalmaya gelir.
Ama on birinci yüzyıl Suriye'sinde cihat, zor duruma düşen emirlerin sarıldığı bir slogandan başka bir şey değildir. Bir emir, ancak kişisel bir çıkarı varsa, bir başka emirin yardımına koşar. Ancak o zaman, ikinci emir de yüce ilkelerden dem vurmaya başlar
İslam ile Batı arasında bin yıl sürecek bir düşmanlığın kaynağı olan Kudüs yağması o anda hiçbir tepki ve ayaklanmaya yol açmayacaktı. Arap Doğusu'nun istilacıya karşı seferberliğe girişmesi ve Şam kadısının halifenin divanında yaptığı cihat çağrısının ilk resmi direniş hareketi olarak kutlanması için yaklaşık yarım yüzyıl beklemek gerekecekti.