Suriye'deki kardeşlerinize develerin eyerlerinden veya akbabaların kursağından başka eğlenecek bir mekan kalmamışken, bahçe çiçeği gibi uçarı bir hayat sürüp talih eseri başınızı soktuğunuz şu emniyetli kuytuda miskin miskin uyuklamaya nasıl cüret edersiniz? Ne çok kan döküldü! Kimbilir kaç genç kız utanç içinde o tatlı yüzlerini elleriyle gizlemek zorunda kaldı! Değerli Araplar hakarete alışıyor mu, yiğit Acemler şerefsizliği kabul mu ediyor?
Karşımızdaki cepheyi yekpare bir düşman olarak tasavvur ederken bu düşmanın bizim her şeyimizi bildiğini İslam dünyasındaki bütün olayları en ince aurıntısına kadar planladığını onlar istemezse buralarda hiçbir şeyi olamayacağını olan her şeyin de ancak onların müsaadesi ve yönlendirmesiyle olabileceğini düşünüyoruz.
İsrail'e sövmek işgalin kötülüğünden söz etmek yaşanan dramları ortaya dökmek en kolayı. Müslümanlar olarak zihnimizi çalıştırmamız gereken nokta şu : Kudüs'e layık mıyız? Ona hep eleştirdiğimiz diğerlerinden farklı olarak kanına yaraşır şekilde muamele edebilecek miyiz? Bunu için ne yapmalıyız? Hazırlıklarımız var mı? Nesillerimiz bu bilinçte mi? Kudüs'ü tanıyor muyuz? Üzerinde çalışıyor muyuz?