artık seninle duramam
bu akşam çıkar giderim
hesabım kalsın mahşere
elimi yıkar giderim
sen zahmet etme yerinden
gürültü yapmam derinden
parmaklarımın üzerinden
su gibi akar giderim
artık sürersin bir sefa
ne cismim kaldı ne sefa
şikayet etmem bu defa
dişimi sıkar giderim
bozarmı sandın acılar
belaya atlar giderim
kurşun gibi mavzer gibi
dağ gibi patlar giderim
kaybetsem bile her şeyi
bu aşkı yırtar giderim
sinsice olmaz gidişim
kapıyı çarpar giderim
sana yazdıgım şarkıyı
sazımdan söker giderim
ben ağlayamam bilirsin
yüzümü döker giderim
Geçiyor önümden sirenler içinde
Ah eller üstünde çiçekler içinde
Dudağında yarım bir sevda hüznü
Aslan gibi göğsü türküler içinde
Rastlardım avluda hep volta atarken
Sigara içerken yahut coplanırken
Kimseyle konuşmaz dağ gibi titrerdi
Çocukça sevdiği çiçeği sularken
Diyarbakırlıymış adı bahtiyar
Suçu saz çalmakmış öğrendiğim kadar
Geçiyor önümden gülyüzlü bahtiyar
Yaralıyım yerde kalan sazı kadar
Beni tez saldılar o kaldı içerde
Çok sonra duydum ki Yozgat'ta sürgünde
Ne yapsa ne etse üstüne gitmişler
Mavi gökyüzünü ona dar etmişler
Gazete de çıktı üç satır yazıyla
Uzamış sakalı çatlamış sazıyla
Birileri ona ölmedin diyordu
Ölüm bir yanında hüzünle gülüyordu...