Vietnam, Irak, Afganistan’daki gözü kara operasyonlarımız Von Clausewitz tarafından vadedilen Savaş İlkelerini çiğnedi. ( “Üstün teknolojiye sahip olan taraf, sadece tehdit eder.” Kuralı gibi )
Kitlesel üretim gerçeğinin sonucu olan bu devrimle birlikte ARTIK üretim sadece insan ihtiyaçlarının karşılanmasıyla sınırlanmayacak, tersine, üretimin ihtiyaçlarına göre insanların arzuları kamçılanacaktı.
Artık olgunluk, neredeyse hayatın her alanından sökülüp çıkarılmıştır. Boşanmayı kolaylaştıran yasalar ilişkilere emek harcama ihtiyacını ortadan kaldırdı. Kolay kredi imkanları kişinin para harcama konusunda kendini kontrol etmesini gereksiz kıldı. Kolay eğlence kendimizi eğlendirecek uğraşılara duyulan ihtiyacı Yok etti. Kolay cevaplar soru sorma ihtiyacını ortadan kaldırdı. Yargılarımızı ve irademizi, siyasi vaazların ve ticari kandırmacaların eline teslim eden çocuk bir millet olup çıktık. Önce televizyon, sonra televizyonda izlediğimiz şeyleri “satın alır” olduk. İhtiyaç duysak sa duymasak da yeni ayakkabı alıyoruz. Sonra bu ayakkabılar kısa sürede giyilmez hale geliyor, yenisini alıyoruz. Spor arazi araçlarına biniyor, bu araçların baş aşağı bile gelse çanımızı emanet edebileceğimiz bir Hayat Sigortası yalanına inanıyoruz.
Okullar çocukları çocuklara çevirme konusunda ise mükemmeldirler. Bunun da tesadüfen olmadığını belirtmek gerekiyor. Çocukları aynı çatı altında toplayıp her türlü sorumluluk ve bağımsızlık duygusundan azade koşarak açgözlülük, fesatlık, kıskançlık cevap korku gibi duyguların tohumlarının atılabileceğini, bu şekilde çocuklar yaşça büyüseler de zihinsel anlamda çocuk olmaya devam edeceklerini çok iyi biliyorlardı.