GÜZEL BİR TAHLİL: Eğer milletler soyut dualarla kalkınsaydı, en çok dua eden halklar en ileri olanlar olurdu. Eğer vatanlar temennilerle ya da halk danslarıyla ya da düşmanın suçlarını kınama festivalleriyle özgürleşseydi, yeryüzünde tek bir işgalci kalmazdı. Eğer yıkım gökyüzünden sebepsizce birdenbire inseydi, tüm tarih yalnızca kör tesadüflerin zincirinden ibaret olurdu. Ama insan kolay açıklamaları sever...! Çünkü onlar daha az acı verici, daha az utandırıcı ve ayna karşısında durmaktan daha az maliyetlidir. Ve bu yüzden bir millet düştüğü, bir dava kaybolduğu ya da bir vatan çöktüğü anda, vicdanı rahatlatacak bir açıklama için çılgınca arayış başlar: - Bazen bir komplo.... bazen talihsiz bir şans... bazen kader ve kısmet.. Sonra, beklenmedik bir yerden gelecek bir mucizeyi uzun uzun beklemek. Sanki evren kumarbazların tarzıyla yönetiliyor; bu birden kazanır, şu birden kaybeder, sebepsiz ve kuralsız. Oysa Kur’an’ın tamamı, bu yanılsamaya karşı büyük bir haykırış gibidir... * Bazı insanlar Allah’ın şu kavlini okur: ﴿قُلِ اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَنْ تَشَاءُ وَتَنْزِعُ الْمُلْكَ مِمَّنْ تَشَاءُ﴾ Ve milletlerin kaderlerinin bir oyuncunun elindeki kâğıt gibi çevrildiğini sanır; medeniyetlerin hazırlıksız birdenbire düştüğünü, devletlerin Allah’ın bu evreni kurduğu kuralların dışında, geçici bir kelimeyle kurulup yıkıldığını düşünür. Oysa bu, Kur’an’ın kendisiyle uyumlu olmayan bir anlayış. Çünkü Allah yüce, gerçekten mülkün sahibidir, ama aynı zamanda evrene kimseyi kayırmayan, hiçbir milleti diğerinden ayırmayan, inananla inanmayanı ayırt etmeyen kurallar koymuştur. Ve bu yüzden ...
1000Kitap
Endülüs topraklarını fethetmek için Mûsâ B. Nusayr yola çıktığında; Yetmiş yaşını geçmişti ve topaldı! Müslüman, ümitsizliği tanımaz…
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
MÜLK ALLAH'INDIR Tarık (bin Ziyad), Endülüs sahillerinde gemilerini yakınca, ona dediler ki: "Bu yaptığın iş değildir, vatan toprağından uzağız, tekrar nasıl döneriz?" Tarık (bin Ziyad) güldü, elini kılıcına götürüp şöyle dedi: "Her mülk mülkümüzdür, çünkü Allah'ımızın mülküdür." [Muhammed İkbal, Şarktan Haber]
Eski avluda Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Çalıda sarı bir çiğdemim ben Ve senin çok eski cümlen. Sen otursan, gitmemiş ki! olsan Ben sana bir eski Endülüs avlusu İstersen serin bir Portofino getirsem Ya da Yedigöllerin yedisini birden. Bir çiçek açtığında Bir eski avluda Diyor ki; Her şey çok eksik ve neredeyse yok gibiyken Buldum buluşturdum kendime geldim Tek eksik sensin! İncecik, çilli bir dille sen de gelsen. Ben sana kırmızı kiremitli bir çatı Begonviller ve bir mavi kapı Ve illa amansız bir avlu getirsem.
HZ. İmam Mâlik bin Enes (r.a.)
HZ. İmam Mâlik bin Enes (r.a.) - Mâlikî Mezhebinin KurucusuHayatı: Ebû Abdullah Mâlik bin Enes bin Mâlik bin Ebî Âmir el-Asbahî (rahmetullâhi aleyh), 93 Hicrî (yaklaşık 711-712 M.) yılında Medine-i Münevvere’de dünyaya geldi. Yemen asıllı bir aileden gelmektedir. Dedesi ve babası da ilim ehliydi; ailesi sahabe ve tâbiîn âlimlerinden hadis rivayet etmişti. Bu bereketli ortamda yetişen İmam Mâlik, küçük yaştan itibaren ilme yöneldi.10-15 yaşlarından itibaren ciddi ilim tahsiline başladı. Özellikle Medine’nin büyük âlimlerinden ders aldı: İbn Hürmüz’den uzun yıllar fıkıh ve hadis öğrendi, Rebîatü’r-Rey’den istifade etti. Hişam bin Urve, İbn Şihab ez-Zührî gibi tâbiîn ve tebe-i tâbiîn âlimlerinden ders gördü. Hadis ilminde derinleşti, 100.000’den fazla hadisi ezberlediği rivayet edilir.İlmi Hayatı ve Özellikleri:Medine’nin İmamı unvanıyla anıldı. Hayatının neredeyse tamamını Medine’de geçirdi (sadece Hac ve Umre için kısa süreli ayrıldı). 21 yaş civarında fetva vermeye ve ders okutmaya başladı. Ders halkası o kadar meşhur oldu ki, doğudan batıya birçok öğrenci Medine’ye gelip ondan ilim tahsil etti. El-Muvatta adlı eseri, en meşhur ve en erken hadis-fıkıh derlemelerinden biridir. Hadisleri sened ve metin açısından çok titiz bir şekilde derlemiştir. Fıkıhta rey (görüş) ile birlikte Medine âlimlerinin ameli (uygulaması) ve sahabe tatbikatına çok önem verdi. “Medine ehlinin ameli”ni delil kabul etmesiyle tanınır. Kişiliği ve Bazı Önemli Sözleri:İmam Mâlik, vakarlı, heybetli, temiz elbise giyen, edepli ve takvalı bir âlimdi. Talebelerine karşı çok merhametliydi ama ilimde son derece titiz ve ciddiydi. Harun Reşid gibi halifelerin davetlerini bile “Medine’den ayrılmam” diyerek reddetti.Bazı önemli sözleri:“İlim, edep ile birlikte olmalıdır.” “Kim ilmiyle amel etmezse, o
Alıntı
Immm birkaç hafta sonra Endülüs'ü bir göreceğiz gibi efendiler, inşaallah elbette