İnsan ne ile yaşar sorusuna binlerce cevap verilebilir, hayat gayesi her sineye farklı yüklenmiştir. Fakat değişmeyen tek gerçek insanın ne ile yaşarsa onunla öleceğidir. Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Final haftamda her şeyi bırakıp bütün dikkatimi üzerine toplamayı başaran sıcacık anlatım tarzıyla beni içine alan adeta bütün olayları kendim yaşıyormuş gibi hissettiren içimizden bir kitap. Bazen yaşadığımız ya da yaşamaktan korktuğumuz şeylerin aslında bizim için doğru olduğunu anladığımız vakit yapmamız gereken vicdan muhasebemizde ve iç dünyamızın terazisinde nasıl hissettiğimizi tartmamız ve içinden çıkılmaz hale gelen olaylar karşısında cesurca bir adım atıp herkes adına bu karmaşaya son vermeyi bilmemiz gerektiğidir. Hayatımız bir şekilde elimizde olan veya olmayan sebeplerle ilerleyip gidiyor. Biz ise bu akıntıya tamamıyla yön veremesek de kendi yönümüzü ve beraberimizdekileri daha dingin ve huzurlu sularla kavuşturmak sorumluluğundayız. Kitap biterken kafamla onlarca düşüncenin aydınlandığını hissettim ve geri kalan hayatına herkesin nasıl devam ettiğini düşünmeden edemedim. Tam olması gerektiği yerde bizi soru işaretleriyle baş başa bırakan yazarı kutluyorum. Çünkü bazen her şeyi bilmemek bilmekten daha huzur vericidir.
Gerçi çocuklar gerçekten kime emanet edilebilirdi? Her nesil, bir öncekinin yaraları, hüsranları ve yetersizlikleriyle malul, birtakım kırık dökük şeyleri devralıyor, çoğu zaman bunları biraz daha kırıp aşındırıp, bir sonrakine miras bırakıyordu.
Eski usul çiftlerin birbirlerine isimleriyle hitap edemeyip falanca bey, filanca hanım demelerinin bir hikmeti var. Tanrı'nın doksan dokuz adının zikredilmesinin ibadet olmasının bir nedeni var. Durup dururken Allah'ın adını anmanın günah olmasının bir sebebi var. Tanrı'nın bilinmeyen yüzüncü adını söyleyenin her dilediğinin gerçekleşmesinin bir nedeni var isimlerin bir gücü ve sihri var. Sevilenin adını bir kâğıtta yazılı gördüğümüzde bile içimizin titremesi bundan. Heceler ağzımızdan çıkarken yüreğimizin de peşinden gelmesi bundan.
Kader diyelim. Ya da demeyelim. Hiçbir şey demeyelim. Bunu başka meseleler üzerinde sınamışlığım var, adını koysak da koymasak da işler olacağına varıyor. İsimsizlik hiçbir şeyi eksiltmiyor.