Beden olarak çatışmadaydım ama beni asıl götürenin ruhum olduğunu biliyordum. Ruhumu besleyen ise iman, inanç, kader, azim, vatan sevgisi, bayrak sevgisi veya millet sevgisi ne derseniz deyin. Bu sevgi kanla, terle, barut kokusu ve canla sınanmaktaydı.
Silahımı elime alıp kendimi göreve verdiğim zamanlarda hiçbir şey düşünmüyordum, görevime odaklanıyordum. Bütün bu anlattıklarımın tarifi yoktu. Bunları hissederken her gün çatışmaya girmek ve her girdiğin evde patlayabilme ihtimalini düşünmek güçlü bir irade gerektiriyordu.