IX. asırdan itibaren Endülüs Emevî Devleti'nin en güçlü devrinde Hristiyanlar arasında Araplaşma eğilimi görülürken bu asırlarda Hristiyanlar, öğrenmiş oldukları Arapça sayesinde devlet kademelerinde memurluk, tercümanlık, elçilik ve askerlik gibi stratejik görevleri elde edebildiler. Bu durumun gerçekleşmesinde hiç şüphesiz Endülüs'teki Müslüman idarecilerin din farkı gözetmeksizin liyakate dayalı ve hoşgörülü bir idare anlayışı benimsemelerinin payı büyüktü.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
sağduyulu bir yönetici, verdiği sözü tutmak zararına olacaksa ve söz vermesini gerektiren gerekçeler ortadan kalkmışsa, sözünü tutamaz, tutmamalıdır da. İnsanların hepsi iyi olsaydı, bu öneri iyi olmazdı; ama insanlar kötü oldukları ve sana verdikleri söze bağlı kalmayacakları için, sen de onlara verdiğin söze bağlı kalmak zorunda değilsin.
Prensin küçümsenmesine yol açan şey değişken, hoppa, kadınsı, ödlek, kararsız kabul edilmesidir: Bir prens bir uçurumdan kendini sakınırcasına bu niteliklerden kendini sakınmalı ve eylemlerinde büyüklüğün, yılmazlığın, ağırbaşlılığın, güçlülüğün kendini göstermesine gayret etmelidir.
Korkulmaktansa sevilmek mi daha iyidir, yoksa tersi mi? Sorunun yanıtı şudur: Kişi, her ikisini birden ister; ama bunları bağdaştırmak zor olduğu için, ikisinden birinin olmaması gerekiyorsa sevilmektense korkulmak çok daha güvenlidir.