Bu gece yaşamı ciddiye almalıyım. Anneannem nasıl da ciddiye alırdı hayatı. Bir gece ben evde film seyrederken, o televizyonun yanında tespih çekiyordu. Sonra birden televizyona sık sık bakıp bir şeyler fısıldadığını duydum.
'İnna lillah ve inna ileyhi raciun'
'Allah'tan geldik ve yine O'na döneceğiz!'
Meğer filmde her ölen adamın ardından bu cümleyi tekrar ediyormuş. Anneannem yaşamı sahiden ciddiye alıyor. Hem de kelle sayısına göre ucuz siyaset üreten ağabeylerimizden daha fazla. İdeolojik takıntılarının hayatı tanıma fırsatı verme diği bir sürü kalabalık ağızlı adamdan daha fazla ciddiye alıyor hayatı.
Okuma yazması olmadığından üçüncü sayfa haberlerinden habersiz. Ölüm hala kutsal onun için. Her bir ölüm ayrı bir varış anlamı taşıyor Allah'a ve o ölümleri nesneleştirmemiş. Ölüm yal nızca haber bültenlerini dolduran içi boş görsel bir fenomen de ğil. O ölümün en sahici ve en anlamlı yüzüne inanıyor. Biz ken tin insanları için ölüm trajik bir haber kurgusu hala.
Biz hiçbir zaman ölmeyeceğiz bu gidişle.
Tanrı'yı oynamak!
Ellerine geçirdikleri her imkanı, her mülkiyeti sahiplenme duygusuyla otorite aracı olarak kullanmak duygusu bu.
Hükmetmek, karar vermek, geleceği belirleme gücünü elinde tutmak. İnsanlara iş ve rızk verdiğine inanmak, insanla rı sınıflamak sonra. Cenneti ve cehennemi pay etmek.
Bütün bunlar düpedüz Tanrı'yı oynamak değil de nedir? Zavallı insan bu kez zor bir oyun seçti ve acı duyacak...
On iki yaşındaki çocukların iş bulabilmelerini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların intihar edebilecekleri bir ip bula mamalarını diliyorum. On iki yaşındaki çocukların sokaklarda yürürken akıllarına ölüm düşmemesini diliyorum. On iki yaşın daki çocukların hayatı algılamaya başladıkları ilk anda tökezle memelerini diliyorum. On iki yaşındaki çocukların yalnızca ye re düşen dondurmalarına, kirlenen pantolonlarına, kırılan bi sikletlerine, yırtılan kitaplarına ağlamalarını diliyorum.