"Kocan ünlü biri değil mi? Büyük suçların büyük dedektifi. Film yıldızı gibi ama daha iyisi. Çünkü film yıldızları sadece büyük adamlarmış gibi görünmeye çalışırlar."
"Bazı şeyler sadece sembolden ibarettir. Ne demek istediğimi anlıyor musunuz?"
"Traktör neyin sembolüydü?"
Mason iç çekti. "Farklılıklarımızın. İlgilendiğim, zaman ayırdığım şeylerin. Benim için her şeyin planlı, düzenli, saat gibi olması gerekir." Hüzünle gülümsedi. "Mükemmeliyetçilik zulmü."
Yaptığı bu haddinden fazla duyarlı yoruma kendi de şaşırmıştı. Yürüttüğü soruşturmalarda kurbana acımaktan çok zihinsel meydan okumaya odaklanmıyor muydu? Kendi de bu süreci merak uyandıran, motive edici, geri kalan her şeyi dışta bırakan bir "oyun" olarak görmüyor muydu?
"Bu bir alışkanlık. İsimleri yüksek sesle söylerim. Bu sayede karşımdakinin bir ceset değil, bir zamanlar bizler gibi kanlı canlı olan ama yaşamı elinden alınan bir birey olduğunu düşünme fırsatı bulabiliyorum."
"Üzücü ama."
"Üzücü olmalı zaten. Aksi takdirde bu yaptığımızın oyundan ne farkı kalır?"
Siyah sığırların sıralandığı büyük bir bina. Havada çiğ hamburger kokusu vardı. Tavandan mavi ve yeşil toplar düşüyordu. Hoparlörden gelen ses, bunların hangi renkte olduğunu tahmin etmesini istiyordu.