"... Entelektüel üstünlüğü, ahlâki sorumlulukları da beraberinde getiriyor. İnsan ne kadar yetenekli olursa, insanları yoldan çıkarma gücü de o kadar büyük oluyor."
Merhametli olmaktan çok, son derece yufka yürekli olacak şekilde şartlandırılmıştı. Hastalık veya yara düşüncesi bile sadece dehşete düşürmekle kalmıyor, itici hatta iğrenç geliyordu. Kir gibi, sakatlık ya da ihtiyarlık gibiydi.
Değişik bir tonla, "Nasıl yaparım?" diye tekrarladı düşünce içinde. "Hayır, asıl sorun şu: Nasıl olur da yapamam ya da daha doğrusu -çünkü sonuçta, niye yapamayacağımı biliyorum- yapabilseydim ne olurdu, özgür olsaydım; şartlandırılmam beni köleleştirmeseydi."
"Bazen kapıldığım tuhaf bir hissi düşünüyorum da, söyleyeceğim önemli bir şey ve bunu söyleyebilme gücüm varmış hissi; sadece ne olduğunu bilemiyorum ve bu gücü herhangi bir şekilde kullanamıyorum. Yazmanın farklı bir biçimi olsaydı... Ya da yazılacak başka bir şeyler olsaydı..."
Takip edilen bir adam gibiydi, düşmanları, düşündüğünden daha düşmanca davranmadıkça ya da kendisi daha suçlu ve daha da iflah olmaz bir biçimde yalnız hissetmek zorunda bırakılmadıkça görmek istemeyeceği düşmanlar tarafından kovalanan bir adam gibiydi.