"Ne yaparsam yapayım sonunda içimle başbaşa kalıyorum ve derin bir hüzün gelip kaplıyor içimi.Benim yurdum içimde galiba!."
Tam da bu sözlerin ifade ettiği gibi bir zaman diliminde karşıma çıktı bu kitap karşıma. Kafamda o kadar çok ses var ki geçmişten alınan dersler kurulan hayallerin yıkılması, güzel günlere duyulan özlem, kaybedilenlere hasretlik gibi...
Kitabı okumaya başladığımda karşımda biriyle sohbet ediyormuşum gibi hisse kapıldım. Bir bölümde sosyal medyanın bize getirdiği birbirine benzeme merakından bahsediyordu. Gerçekten baktığımızda hepimiz birbirimize benzemeye başladık. Saç rengi dolgular kıyafetler hep bir özenti oysa herkes var olduğu gibi kendine has özellikleri ve yaşam tarzı ile kalsa farklı güzellikler sergilesek ne güzel olur. Eskiden pişti olacağım diye insanlar farklı kıyafet arardı şimdi o almış ben de alayım modası var
Bir de aileler hakkında bir yazı vardı. Çocuklar genelde annelerini örnek alır babalarını yok sayar. Bu ebeveynin yaklaşımı ile alakalıdır tamamen. Bana örnek alınacak hareketler sergiler sevgisini gösterip yol gösterici olmaya çalışırsa çocuk daha özgüvenli ve başarılı olur.
"İşte bu yüzden "baba" bir evlat için bahardır seni yağmurdan koruyan şemsiyedir, dizindeki yaraya merhemdir, gözyaşını silen eldir, gülüşlerine sebeptir, elini tutandır, ekmek getiren hayal kurdurandır..."
Günümüzde enerji olarak bahsedilen, "Etrafa güzel enerji yaymalıyız, güzellikler bizi ancak böyle bulur. " diye anlatılan fikrî müşahedelerin tümünün bağlamı bize Allah tarafından söylenmiş, "Kulumun zannı üzerineyim."