Engin Bozdağ

Engin Bozdağ
@engindiyar
Hüznün yürekte yoğrulmuş halidir şiir. Sözcükler de canlıdır. Dile gelir, mısra olur, can olur. Yüreğe dokunur…
Öğretmen
Lisans
Diyarbakır
Diyarbakır
81 okur puanı
Kasım 2021 tarihinde katıldı
ÜÇ ALTIN HEYKEL Zamanın birinde iki komşu ülke varmış, bu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar ama her fırsatta doğum gününde, bayramlarda birbirlerine ilginç hediyeler göndererek karşısındakine zekâ gösterisi yaparlardı. Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en bilinen usta heykeltıraşını huzuruna çağırarak, birer karış boyunda, altından ve birbirine tıpatıp benzeyen üç insan heykeli yapmasını istedi. Ancak heykellerin görünüşü aynı olmakla birlikte sadece ikisinin bildiği her birinin diğerinden farklı olan bir özelliği vardı. Heykeltıraş istenen heykelleri hazırladı ve komşu hükümdarın doğum gününde hediye olarak gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu. Heykelleri yaptıran hükümdar şöyle diyordu: ” Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Heykeller tıpatıp aynı gibi görünmekle beraber her birinin farkıl bir özelliği var. İçlerinden biri çok kıymetli ve değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver.” Komşu hükümdar heykelleri alınca önce tarttırdı. Heykeller gramına kadar eşitti. Bunun üzerine hükümdar sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırtıp heykellerin incelenmesini istedi. Bütün sanatçılar heykelleri büyük bir dikkatle izlemelerine rağmen bir fark bulamadılar. Günler geçip çözüm bulunamayıp ümitler azaldıkça hükümdar sıkıntıya girmiş ve üzülmüştü. Bütün ülke bu durumu öğrenmiş hükümdarın sıkıntısını duymuştu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için mahkum ettiği bir genç haber gönderdi. Tahsilli, akıllı ve zeki bir gençti. Başka çaresi kalmayan hükümdar genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi ve heykellerin kulağında gözle görülemeyecek kadar ufak bir delik olduğunu gördü, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi. Teli birinci heykelin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı. İkinci
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Demlensin bir akşam daha, Hüznümüzün üstüne…
İnsan, kendine olan güveni derecesinde genç, şüphesi derecesinde yaşlıdır. İnsan; Cesareti derecesinde genç, korkuları derecesin de yaşlıdır. ... Ümitleri derecesinde genç, ümitsizliği derecesinde yaşlıdır. Hiç kimse fazla yaşamış olmakla ihtiyarlamaz. İnsanları ihtiyarlatan, ideallerinin gömülmesidir. Seneler cildi buruşturabilir. Fakat heyecanların teslim edilmesi ruhu buruşturur. İnsanlar yaşadıkça yaşlandıklarını sanırlar, halbuki yaşamadıkça yaşlanırlar. İnsan ihtiyar olmaya karar verdiği gün ihtiyardır. Güzelliği görme yeteneğini kaybetmeyen asla yaşlanmaz. Yaşlanmak bir dağa tırmanmak gibidir. Çıktıkça yorgunluğunuz artar. Nefesiniz daralır, ama görüş alanınız genişler. "Beynimiz yeni tecrübeler keşfettiği sürece insan genç sayılır." William Glads
"Sevdiklerinize yüreğinizde ne varsa hissettirin, Belki ne yarın olur, ne de yarın "O olur" diyor Ahmed Arif ve ekliyor; Hayat geç kalmayı hiç affetmez.
Ey gece biliyor musun? Bende senin gibiyim, Karanlık,sessiz ve derin, İçimde Özlem diye bir mevsim var. Hiç tükenmeyen, Acıta acıta her gece dallarımı kırıyor…