Hayattan fazla şeyler bekleme.Dünyada her felaketin içinden en az zararla sıyrılmanın yolu hayata uymak…
…”Saadet,hayatı olduğu gibi kabul etmektir…”…
…Bazı şeyler vardır,canımızı sıkar;”Bu neden böyle? Böyle şeyleri dünyadan kaldırmalı!” deriz.Bazı şeyler de mevcut değildir.İçimizden,bunların olmasını ister,hatta bu uğurda çalışırız.İkisi de saçma ve faydasızdır…Bunun için,gönlünün rahat olmasını istersen,gördüğün fenalıkların bile bir hikmeti olduğunu düşün ve yeryüzünde olmayan iyilikleri oraya getirmek sevdasına kapılma…Sonra en mühimi:Kendini halinden şikayet etmeye alıştırma! Ömrünün sonuna kadar dövünsen bu hayatın cefası tükenmez;kendine etmiş olursun.
Şu anda bu koskoca dünya üzerinde kendisini düşünen bir tek kişi bile mevcut olmadığına o kadar emniyeti vardı ki,acı bir kabadayılıkla kendisi de hiç kimseyi düşünülmeye layık bulmuyor;fakat bundan,sebebini anlayamadığı bir üzüntü duyuyordu.Acaba onu sahiden hiç düşünen yok muydu ve o hiç kimseyi düşünmemekte,kendini yalnız bulmakta bu kadar haklı mıydı? Bu ihtimal onun gerilmiş sinirlerini biraz gevşetti.
Yusuf birçok şeylerin niçin yapıldığını ve nasıl yapılabildiğini hâlâ anlayamıyor,bunları belki ömrünün sonuna kadar da anlayamayacağını müphem bir şekilde hissediyordu.