Bir sinir buhranına karşı mücadele edebilsem dahi, bana vergi olan ve önümde giden bir saplantının üzerine hangi hayatiyet adına çullanayım? Afiyetim yerinde olduğunda, canımın çektiği yola girerim; “yakalandığımda" ise, karar veren artık ben değil, derdimdir. Saplantılı olanlar için hiç tercih hakkı yoktur: Tercihi onlardan evvel, onların adına, saplantıları yapmıştır. Elimizin altında birbirinden farksız potansiyeller olduğunda, kendimizde karar kılarız; fakat bir derdin belirginliği, seçeneğe açık yollar çeşitliliğinin de önüne geçer. Kendine, özgür olup olmadığını sormak — sayıklamalarının kalorileri tarafından sürüklenen bir zihin için bir hiç değerindedir. Onun için özgürlüğü vazetmek, utanılası bir sağlık göstergesidir.
Özgürlük mü? Afiyeti yerinde olanların safsatası.
Yok olma krizlerine, hiçlik içinde soluksuz kalmaya, bir tükürüğün içindeki ruhtan başka bir şey olmamanın dehşetine karşı, umumi felçten kaynaklanan benlik genleşmesi dışında hiçbir çare yoktur.
En iyi tarafımı, beni her şeyden uzak tutan o ışık parçasını, bazı buruk itlerle olan ender sohbetlerime borçluyumdur; kinizmlerindeki katılığın kurbanı olup artık hiçbir kötülük eğilimine bağlanamayan bazı teselli bulmamış itlerle olan sohbetlerime.