Başlamayı övüp duranlar, nedense bitirmeyi öğretmediler bana. Korkmayı öğrettiler onun yerine. Ertelemeyi ve sabretmeyi. Ve adına kadir kıymet dedikleri tanımsız bir şeyi bilmeyi. Ve muhafaza etmeyi. Ve yetinmeyi. Ve idare etmeyi. Ve sürdürmeyi. Ne olursa olsun hep sürdürmeyi. Sürdürmeyi. Sürdürmeyi. Sürdürerek sürünmeyi.
Öfkesini sözle değil, aramızda açtığı mesafelerle anlatırdı. Ona yaklaşma gayretlerim, her defasında daha da uzağa fırlatılmamla sonlanırdı. İyice üzülürdüm.
O kadar üzüldüm ki bir zaman sonra çareyi o uçurumun yanına bir tane de ben açmakta buldum. Böylecek kendimi fırlatılmış değil, bizzat uzaklaşmış gibi hissedebilecektim. Kısmen becerdim sayılır, çünkü zamanla uçurumlar birbieine karıştı, ilk kimin uzaklaştığının ehemmiyeti kalmadı.