Yirmi yaşındaydım ve evde annemle benden başka kimse yoktu. Saat öğleden sonra ikiydi; hep saati belirtiyorum, çünkü hayatın olağanüstü anlarında saat önemlidir, hatırlıyorum, kendimi kanepenin üzerine attım ve ‘artık dayanamıyorum!’ dedim. Ve bir Ortodoks papazının eşi olan annem, bana şöyle dedi: “Böyle olacağını bilseydim kürtaj yaptırırdım!” Söylemem gerekir ki bu sözler, beni bunalıma sokmak yerine, bir kurtuluş gibi oldu. Bana iyi gelmişti. Çünkü hakikaten sadece bir kaza olduğumu anladım.
Salondan soru: İntihar hakkında ne düşünüyorsunuz?
İntiharda güzel olan, bunun bir karar olmasıdır. Kendini yok edebilmek aslında çok göğüs kabartıcıdır. İntihar kendinde olağanüstü bir fiildir. Rilke'nin bahsettiği içimizdeki ölüm gibi, içimizde intihar da vardır. İntihar düşüncesi, yaşamaya yardım eden bir düşüncedir. Benim teorim budur. Kendimden alıntı yaptığım için özür dilerim, ama bunu yapmam gerektiğini sanıyorum. İntihar fikri olmasa kendimi uzun zaman önce öldürmüş olacağımı söylemiştim. Ne demek istiyordum? Hayatın sadece istendiği zaman bırakılabilmesi fikriyle tahammül edilebilir bir şey olduğunu. Biz ne kadar istersek o kadardır. Bu düşünce, ölgünleştirici ve bunaltıcı olmak yerine, coşku vericidir.