"O ayrılık öncesi konuşmalarının iç burkucu tarafı: Birbirimizi ne kadar çok sevdiğimizi, ne kadar çok özleyeceğimizi sözcüklere dökerken, "Ölmeyeceksin, yaşayacaksın!" diye kandırılan hastalara benziyorduk."
"Yemekten sonra canlı müzik çalınan bir bara gitmiştik. Böyle toplu eğlence yerleri beni rahatsız eder bilirsin. Ama şunu fark ettim Çetin, seninle birlikte olduğumuzda hiçbir şey endişelendirmiyor beni."
"Sadece sana benzeyen insanlar heyecanlandırıyordu. Yüzleri, saçları, el hareketleri, gülüşleri, seninle yaşadıklarımızı onlarla tekrar yaşama olasılığı..."