"(Babacığım, sen hep bizi korumak istedin, güçsüz olduğumuzu beynimizin içine kakmak istedin, sen hep itaat bekledin... İyi ki beni ezdin, köşeye kıstırdın, şefkat göstermedin, kurallar koydun, itaat bekledin babacığım... Yoksa ben nasıl öğrenirdim güçlü olmayı, nasıl öğrenirdim savaşmayı?)"
"Mutluymuşum gibi yapsaydım... Hep “gibi” yapsaydım... Sivri olmazdım... Yapmadım mı... Zaman zaman ben de, mutluymuşum gibi, doğruymuşum gibi, cesurmuşum gibi, seviyormuşum gibi, memnunmuşum gibi yapmadım mı?
Daha fazla yapacak gücüm hiç kalmadı artık..."
'Başarılı olacağım, kendim olacağım. Beni var edemezsin sen... Evliymişiz... Evlilik nedir, biliyor musun? Evlendiğin insanın nasıl olması gerek, biliyor musun? Evlilik bir kurallar cenderesi... Dünyada milyonlarca insan yaşıyor ve sen birini seçiyorsun. Ötekilerden yoksun kalıyorsun. Evlendiğin kişi hiçbir konuda hiçbir şeyin yoksunluğunu duyurtmamalı insana... Sen bir gün düşündün mü acaba, ben nelerden yoksunum diye?”'