"Bütün bu içimden geçenleri, bir gün dışımdan geçiriversem ne olur diye öyle merak ediyorum ki...
Bir gün bunları dışımdan söyleyebileceğim bir yere gelmeliyim ben... Çünkü içimden söylediklerim çok doğru, çok tatlı, dışımın böylesine sahtekâr olmasına dayanamıyorum."
'“Sen gittikten sonra aldı. Bilirsin seni hepimizden çok severdi, arkandan hep ‘sarı kanaryam’ diye söz ederdi, sen gittikten sonra bunu aldı getirdi işte.”
(Ah, baba... babacığım... Ne olur bir kere, bir kerecik olsun bana, yüzüme, sarı kanaryam deyiverseydin...) Gözlerimden yaşlar süzülüyor, ağlamak istemiyorum... ağlıyorum...(Ah, baba, ne olur bir gün olsun, yüzüme, bana, sarı kanaryam deseydin.)
Ben böyle... kaskatı... okşanmaya muhtaç... hiç neşelenmeyen... gülmeyen... ben, böyle kaskatı... biri bana sarılsa, biri saçımı okşasa diye bekleyen yavru kediler gibi... Ah baba... babacığım..'
"Odamıza yerleşiyoruz, daha ben bavulları açarken, geliyor, arkamdan belime sarılıyor, soyunuyoruz, yatağa yavaşça yatırıyor, o da üstüme yatıyor... “İşte birazdan benimsin” diyor... Kendimi olaya veremiyorum, nedendir bilemem, aklım “Benimsin” sözüne takılıyor, ben de bir şeyler söylemeliyim, yaşamımın en önemli anı bu. “Ben zaten şimdiye dek de senindim” mi desem, “Hadi hayatım al beni” mi desem, “Evet ama artık sen de benimsin” mi desem, “Bir sevişme sonucu neden senin olacakmışım be adam” mı desem?"
"Bütün erkekler kadın diye bilinen o dişi genç kızın peşindedirler, onunla yatmaktır bütün amaçları, ve sonra herkese anlatırlar. Genç kızlar ise... onların sadece gençlikleri ve kızlıkları kalmıştır ellerinde... Bedenlerinin her tarafları ellense de, bedenlerinin her tarafına, bir erkek bedeninin her tarafı değse de, o genç kız, gerçekten genç ve kızdır. Ve kendilerini daha doğrusu bir tek o zar parçalarını, kocaları için ayırmışlardır, o kocanın hakkıdır, sevgiliye verilmez..."