Oturma odasında bir kızak duruyor. Hediyeye deneme binişi. Kızağın üstünde oturanlar, kardeşler. Alacakaranlık çöküyor. Mumlar. Bir aradayız. "İşte hâlâ hayattayız / Ve içimiz içimize sığmıyor / Böyle bir zamana katlanabildiğimiz için."
Baba, asker, izinli geldi. Anne ona sadık kalmamıştı. Çocuklar bunu biliyor. Söyledikleri şarkı: "Ama iki kişi sevince / Birbirlerine sadık kalır!" Anne irkiliyor. Bir ima mıydı bu? Ama çocukların ifşa ettiği bir şey yok, sadece gerçeği söylediler.
Şimdi şarkıya herkes katılıyor. Savaşın son yıllarına eşlik etti bu şarkı. Bir askerden söz ediliyor: Silahlarını kuşanıp yaban ellere yürümüş, ama hasret onu yuvasına çekiyor. Böyle insanlar zafer kazanmak için yaratılmamıştır. Memleketteki kadınlar da aynı şarkıyı söylüyor: "Her şey geçer, her şey gider / Her aralıktan sonra gene bir mayıs gelir!" Şimdi, mayıstan sonra aralık gelmişti. Dışarısı karanlık.
AMA İKİ KİŞİ SEVİNCE / BİRBİRİNE SADIK KALIR.
Savaşın insanı vurup vurmayacağı ve ne zaman vuracağı konusundaki bilinmezlik, her şeyden önce de, buna karşı elden bir şey gelmemesi ruha cüret verir. Artık kaybedecek bir şey yoktur.
"Sonuna kadar mutlu
Bir gece için
Her şeyimi veririm."
Ayın metal çekirdeği toplam hacminin en çok % 3'ünü oluşturuyor. Sanırım ki, diyordu Sigurd Wolfsson, Mars büyüklüğünde bir uzay cismi ana yıldızımızla çarpışmış olacak. Bu arada ay kütlesi kopmuş olmalı. Başlangıçta, dünyanın etrafında kısa bir mesafeyle dönüyordu. Ay, gökyüzünün üçte birini kaplıyor olmalıydı, ışığını dünyaya gönderirken.
–Atalarımıza mı?
–Henüz atalarımızın olduğunu sanmıyorum.
–Peki, Mars büyüklüğündeki gök cismi nereye kaçtı?
–Çok uzaklarda bulacağız onu. Biçimi bozulmuş, harap bir kütle. Hâlâ epey büyük.
Dom-Gymnasium ve Martineum liselerinin sınıfları, okullarını boşaltmak zorunda kalıp, aynı geçici binayı paylaşmak durumunda olduklarından ders öğleden sonra yapılıyor.
Ders bittikten sonra hurda metal toplamaya dağılıyoruz. Bir kilo demir için bir, çinko için yedi, bakır için üç, kalay için altı puan var. 40 puan toplayınca bir teşekkür alıyoruz. Kalay bulduğumuz nadir oluyor. Çinko, diş macunu tüpleri. Bakır, elektrikli eski eşyalarda bulunuyor. Reich'ın silahlanması için hammadde topluyoruz, bu işte bize öğretmenlerimiz yol göstermekte.
Karmakarışık bir belirsizlikler yapısı içinden nasıl oluyor da felakete götüren TEK BİR BELİRLİLİK ortaya çıkıyor ve öbür belirsizlikler ("olabilirlikler") dağılıp gittikleriyle kalıyor.