Enes Dağoğlu

4 Aralık 1941
Dinamik meteoroloji ekolü "hava hadisesine aktif olarak tesir etme" yolunda çaba gösteriyordu. Bunun için gerekirse, eni de boyu da birkaç yüz kilometreyi bulan bir alan üzerinde bulut kütleleri uçak filolarıyla kuru buz ve karbondioksit bombardımanına tutulacaktı. Bunun ancak, böyle bir etkinliğin ne sonuç yaratacağı önceden biliniyorsa anlamı olurdu.
Sayfa 13
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
3 Aralık 1931
Mecklenburg yollarında doluyla karışık yağmur. Hitler (siyah Mercedes'inde) ve Goebbels'in kayınvalidesi (kırmızı bir Maybach'ta), düğünün yapıldığı şövalye malikânesinde arada sırada, gerektikçe şoförlük yapan bir adamın yol açtığı bir kazada kıl payı güme gidiyorlardı. Otomobil çağının bu başlangıç döneminde, buzlu yüzeylerde fren yapılmayacağı olsun, çakırkeyif araba sürmenin tehlikesi olsun, yaygınlık kazanmış bilgiler değildi. Yaygın görüş de zaten, direksiyon başında alkollü içkilerle zihnin ve yüreğin dumura uğradığı değil, şevke geldiği yolundaydı. Hiçbir şey sarhoşlukta olduğu kadar çabuk yürümez...
Sayfa 10
1 Aralık 1941
Moskova önlerindeki cephede buz fırtınası... Aslında, diye devam ediyor, bize Ruslarla savaşmak için değil, havayla savaşmak için silah lazım... Mühendis Dr. Fred Sauer, eski adıyla Siemens, Alman Ordusu'nun askeri gereçler ve silah dairesinin deney bölümünden sorumlu, mamutların anatomisini inceliyor. Soğuk bozkırın bu görmüş geçirmiş devlerinin kısa gövdelerinden, tıknaz vücutlarından hareketle kışa dayanıklı bir tank silahı geliştirilebilir mi? Bu dev irisi bacaklarda, diyor Fred Sauer, gövdeden aşağıya akan ve oksijen içeren kan, gövdeye doğru çıkan, kullanılmış, soğuk kanı ısıtıyordu. Bu da ona, motorlarda çift devre kullanarak (biri motorun ısınması için, biri de hareket tertibatı için) Rus kışının azizliklerine karşı çare bulunabileceğini gösteriyor. Projeye karar verilmesi için bu yıl çok geç kalınmış. 1941 Aralık ayının özelliği, zaman kıtlığıydı.
Sayfa 7
7/10
·68 syf.·
2021 24. kitabı
Dünya aslında büyük bir akıl hastanesi ve iyileşenlerin sayısı da çok az. Bu yüzden iyileşene yani artık onlardan olmayana hasta gözüyle bakarlar. Sen iyileştikçe sana hasta muamelesi yapanların bulunduğu bir dünya işte. Hiç acı çekmemiş olanların acıyla kıvrananlara öğüt verdiği, mutluluğu tadamayanların mutsuzlara nasihatler ettiği bir dünya. Bu hastanede iyileşmek zor, iyileştikten sonrası daha da zor.
Altıncı KoğuşAnton Çehov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202687,3bin okunma
"Acı, acı hakkındaki canlı düşüncedir."
Sayfa 37