Ey nefsim! Deme, “Zaman değişmiş,asır başkalaşmış. Herkes dünyaya dalmış, hayata perestiş eder, derd-i maişetle sarhoştur.” Çünkü ölüm değişmiyor. Firak, bekaya kalb olup başkalaşmıyor. Acz-i beşeri, fakr-ı insani değişmiyor,ziyadeleşiyor. Beşer yolculuğu kesilmiyor,sürat ile peyda ediyor.
“Şu insanoğluna şaşıp duruyorum, neyin hakiki sahibidir ki hep övünüp durur? Evveli bir damla su,sonu bir ceset. Rızkını temin etmekten, hayatını sürdürmek için lazım olan ihtiyaçlarını karşılamaktan aciz. Minik bir sivrisinekle baş edemez, verdiği acıya mani olamaz. Boğazına takılan bir şey onu ölüme götürebilir. Sana soruyorum dostum,önünde bekleyen bir kabir kapısını kapatabilir mi bir insan? Ölümü başından def edebilir mi? Peki neden bu gurur, neden bu övünüp durma, anlamış değilim.”
Doğru ve adil olan insanın yüreğini,zulüm ve eziyetten çok, sevdiğini söyleyenlerin ihaneti yakar. Açlığa,susuzluğa,acıya ve alaya alınmaya bile direnebilir insan, ama söz verip ihanet edenlere katlanamaz.