Kendimi kötü ve boş hissediyordum. Büyükbaba dedi ki neler hissettiğimi biliyormuş, çünkü kendisi de aynı şeyleri hissediyormuş. Büyükbaba, sevip de kaybettiğin her şey sana bu duyguyu verir, deyip ekledi: “Bundan kurtulmanın yolu hiçbir şeyi sevmemektir ki bu daha da kötüdür çünkü o zaman sürekli boşluk hissedersin.”
Dünya bizi mutlu edecek şekilde tanzim edilmemiştir ve mutluluk hayatın gayesi değildir. Doğuştan getirilen tek bir hata vardır, Schopenhauer dokunaklı bir dille ifade eder, bu da burada mutlu olmak için bulunduğumuz düşüncesidir. Hayat bize farklı bir ders öğretir -hayatın ıstırapları bize farklı bir ders verir. Ölüm kaçınılmaz.
İnanç aşk gibidir; zora gelmez. Bu yüzden devlet önlemleriyle onu bir yere sokmaya ya da orada yerleştirmeye kalkmak tehlikeli bir iştir. Çünkü nasıl ki aşkı zorlama çabası nefreti doğurursa, inancı zorla (benimsetme) girişimi de tam bir inançsızlıkla sonuçlanır. İnanç eğer teşvik edilmek isteniyorsa bu anca dolaylı ve dolayısıyla önceden gereğince yapılan hazırlıklar ile olabilir. Bu hazırlığın en başta gelen unsuru içinde gelişip boy atacağı verimli bir toprağın önceden hazırlanmasıdır; böyle bir toprak da cehalettir. Bu yüzde İngiltere’de çok eski zamanlardan günümüze kadar, halkın üçte ikisinin okuma yazma öğrenmemesi için her şey yapılmıştır; dolayısıyla bugün bu ülkede başka bir yerde boş yere arayacağımız kadar kör ve katı bir inanç egemendir.