Zaman beni ummadığım bir şeye dönüştürdü. Bunu fark ettiğimde bana kalan şeyin yalnızca bu çizgiler ve kırışıklıklar olmadığını fark ettim. Ağzımdaki acılığı, kalbimdeki kırgın sesi bastırmanın mümkün olmadığını... Bir böcek, bir
salyangoz gibi, yaşadığım yerlere bırakmaya çalıştığım o geçici izin silinip gideceğini artık biliyorum.
Yolda olma halinin seni mutlu ettiğini fark ettin. Bugüne kadar değişik zamanlarda tanıdığın insanların yüzleri geçti gözünün önünden. Anıları içini öylesine ısıttı ki sürüp gitsin istedin bu an. Bilirsin gülüşler sonsuz değildir. Hayatın soluğu bir yerde bozulur.
Ne tuhaf, dedim kendi kendime. Hiç ölecekmiş gibi gelmiyor insana. Hırslarımız uğruna nice şeye katlanıyoruz ve tam sefasını süreceğimiz süreçte de yaşama veda ediyoruz. İki metre toprağın altında çürüyüp gidiyor acısına dayanamadığımız bedenlerimiz. Şanslıysak güzelinden bir çiçek açıyor üstümüzde ya da çakırdikenler yayılıp gidiyor mezarımızda
Bazılarımız olan bitene Timsah hikâyesindeki gibi yalnızca içeriden homurdanıyor. Sen düzenin bir parçası olmamak için çabaladın ömrünce. Zaman zaman onun parçası olduğunu düşündüğünde kendinden iğrendin. Gidecek bir yer yoktu işte
yeryüzünde. Nereye gidersen git, aynı kin dolu gövdelerle yan yana yaşama zorunluluğu.