epia

epia
Pharmacist
Yüksek lisans
İzmir
963 okur puanı
Eylül 2020 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
Bir baba olarak, bir şeyleri başlatmak için ihtiyacım olan şey tek bir öykü. Şu hayatta istediğim en son şeyse bundan bir yalan üretmek.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Belki de kendiliğinden geçip gideceğini umarak hastalığa aldırmamaya karar vermişti. Belki yağmurlu bir sonbahar günü muayenehanede dudakları kasılmış halde başını öne sallayarak doktorun dediklerini dinlemiş ve -hepimize öyle düşünmeyi öğrettikleri gibi- işte bu dünya böyle diye düşünmüştü, doğ, çalış ve öl, annemin dediği gibi, kısmetinde ne varsa, kaşığına o dolar.
Belki de bu insanlar bu yüzden yapıyorlardı bunları: Ne kadar şanslı olduklarını biliyorlardı; kendileri kadar talihli olmayanlara el uzatmak istiyorlardı. Belki de el uzatmada biraz merak unsuru da vardı; yakından görmek, tadına bakmak, nasıl bir şey olduğunu öğrenmek istiyorlardı. Belki de gıpta ediyorlardı, birazcık. Her zaman her şeyi bir arada tutmak, az çok kabul görür olmak, az çok normal olmak zordur. Çok daha kolaydır düşmek.
Puan vermedi
Kimsesizler Coğrafyası Oldukça derinlikli, hüzünlü ve etkileyici bir içeriğe sahip #kimsesizlercoğrafyası “Kimsesizler Coğrafyası”, bir kayıptan başlayan sancılı bir dönüşümün hikâyesidir. Kitap, fiziksel bir yıkımın (depremin) çok ötesine geçerek; insanın iç dünyasında meydana gelen sarsıcı kırılmaları, varoluş sancılarını ve çetin bir hayatta kalma mücadelesini odağına alır. Hikâye, büyük bir felaketin ardından enkaz başında bekleyen insanların o tarif edilemez sessiz çaresizliğiyle başlar. Yıkımın kendisinden daha ağır olan unsur, bir ses duyabilme umuduyla bekleyişin yarattığı o derin boşluk ve aciziyet anıdır. Roman, 6 Şubat depreminin karanlığında Hatay’da bir enkaz başında kesişen iki hayatın ve iki farklı yasın izini sürer. Merkezdeki karakterlerden Ali’nin yaşamı, Ferit’in enkaz altında kalmasıyla bambaşka bir mecraya evrilir. Bu olay, Ali için sadece dış dünyasının değil, iç dünyasının da en keskin kırılma noktasıdır. Irak’tan Türkiye’ye göç etmiş; savaş, toplama kampları ve yoksullukla sınanmış bir mülteci olan Ali, depremde eşini ve çocuğunu aynı enkaz altında arar. Felaket öncesinde yaşamı sorgulayan Ali, felaketten sonra acıyı içselleştiren ve onunla yaşamayı öğrenen birine dönüşür. Kitap, acının kendisinden ziyade, insanın bu ağır yükle var olabilme sürecine odaklanır. Eser ilerledikçe mekânlar hapishaneye, kaçış yollarına ve kamp hayatının zorlu şartlarına evrilir. Dış dünyadaki koşullar ne kadar değişirse değişsin, karakterlerin ruhundaki o değişmez ağırlık bâkidir. İnsanın yaşam amacı, “daha iyi bir hayat” arayışından, sadece “ayakta kalma” gayesine dönüşür. Roman, bir deprem hikâyesi olmanın ötesine geçerek; göç olgusu, aidiyetsizlik, "coğrafya kaderdir" anlayışı ve hayatta kalmanın ağırlığı gibi kavramları derinlemesine sorgularken insanın
Kimsesizler CoğrafyasıZekeriya Çetin · İnkılap Kitabevi · 2026109 okunma
"İnsan içinde bir yabancıyı barındırır: yazmak, işte o yabancıya ulaşmaktır." Marguerite Duras