Yoksulluklarının onları mahkûm ettiği hüznü, neredeyse hiçbir şeyleri olmayan ve sahip olduklarıyla deger biçilen insanların hüznünü; böyle şeylerin önemli olduğunu bilen insanların hüzünü ne kadar şiddetli hissettiğimi hatırlıyorum.
Soygun // İskender Pala
“ Masalları artık değiştirmek lazım dostum, ormanın sultanı aslan değil tilki olmalı.”
İskender Pala’nın kaleme aldığı #soygun , Osmanlı İmparatorluğu’nun sancılı değişim sürecinden geçtiği, II. Mahmut dönemi İstanbul’unun puslu atmosferinde geçen soluk soluğa bir tarihî macera romanı.
Roman, Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasıyla toplumda oluşan derin kutuplaşmaların, fikir ayrılıklarının ve siyasi belirsizliğin gölgesinde başlar.
Hikâye, sarayın en değerli mücevherini ele geçirmek üzere bir araya gelen, her biri kendi alanında uzmanlaşmış sıra dışı bir ekibin etrafında şekillenir: Bir müderris, bir cilt ustası, bir elmastıraş, bir atlı asker ve usta bir hırsız. Bu alışılmadık grup, II. Mahmut’un saltanat yıllarının zorlu şartlarında, "imkânsızı" başarmak için bir araya gelir.
Pala, 19. yüzyıl İstanbul’unu; kendine has puslu havası, toplumsal çatışmaları ve siyasi gerilimiyle oldukça canlı bir biçimde portreler. Yazarın tercih ettiği hızlı ve akıcı anlatım dili, bölüm sonlarını bir sonraki bölümün merak unsurlarıyla ilmek ilmek bağlayarak okuyucuyu sürekli tetikte tutan, sürükleyici bir kurgu yaratmayı başarır.
"Soygun", İskender Pala’nın tarihi roman türündeki ustalığını yansıtan; Osmanlı tarihini merkezine alan, gizem dolu ve okuyucuyu başından sonuna kadar dinamik tutan başarılı bir eserdir.
“…vatan düşmana bırakılıp gidilir mi hiç?”