“Görünmeyen Döngü” serisinin ilk halkası; Milarepa... Eric-Emmanuel Schmitt'in Tibet’in dağlarına değil, insan ruhunun en derin vadilerine götüren eseri.
Metin, rüyalarla başlayan bir yolculuktan merhamet ve hiçlik bilgeliğine doğru taşıyor. Schmitt, öfke, intikam, sabır ve sevgi gibi evrensel duyguları bu yolculuğun parçası haline getiriyor.
Schmitt’in dili yalın ama etkili. Ağır felsefi tartışmalara boğmadan, basit imgelerle derin bir sorgulamaya davet eder.
Kitap, insanın kendi karanlığıyla yüzleşip onu dönüştürme çabasını anlatırken aynı zamanda merhametin ben ile öteki arasındaki sınırları nasıl eritebileceğini de hatırlatır.
Milarepa kısacık gibi görünse de verdiği mesajların etkisi uzundur. İşte buna Schmitt’in kaleminin gücü diyorum. O dipsiz kuyunun içine giren bir daha çıkamıyor. Çünkü Schmitt’in kelimeleri insanın içini hem yakalıyor hem de bırakmıyor. Karanlığı ışığa, sıradanlığı büyüye dönüştürüyor.
Canım Pınar’ımla (epia ) bu kuyuda maceraya atılmak ise büyük bir keyifti. Ona gönülden teşekkür ederken, bir sonraki Schmitt yolculuğunda hangi sürprizlerin beklediğini de merak ediyorum.
MilarepaEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 2026318 okunma
Yolculuk yalnızca kendisinde anlam bulur, yani yolculuk olmasında. Ve bu, gerçek anlamını yakalayabilirsek büyük bir öğretidir: Esas anlamı yaşamak olan varlığımız gibi.