Antonio Tabucchi

Antonio Tabucchi

Yazar
7.1/10
129 Kişi
·
348
Okunma
·
16
Beğeni
·
2013
Gösterim
Adı:
Antonio Tabucchi
Unvan:
İtalyan Oyun Yazarı, Çevirmeni ve Öğretim Üyesi.
Doğum:
Pisa, 1943
Ölüm:
Lizbon, 2012
Antonio Tabucchi, 23 Eylül 1943’te Pisa’da dünyaya geldi, ama Vecchiano kasabasında anneannesiyle büyükbabasının yanında büyüdü. 1969’da “Portekiz’de Gerçeküstücülük” üzerine bir tezle üniversiteden mezun olduktan sonra, 1970’li yıllarda Pisa'daki Scuola Normale Superiore’de Portekiz dili ve edebiyatı üzerine çalışmalarını sürdürdü ve 1973’te Bologna Üniversitesi’nin Portekiz Dili ve Edebiyatı kürsüsüne öğretim üyesi olarak atandı. Portekizceye ve bu dilin edebiyatına yönelmesindeki en büyük etken, Fernando Pessoa'nın yapıtına olan hayranlığı ve onu ana dilinden okuma arzusu oldu. 1975’de, ilk romanı Piazza d’Italia (Milano: Bompiani) yayımlandı.
Siena Üniversitesi’nde ve New York’taki Bard College, Paris’teki Ecole des Hautes Etudes ve Collège de France gibi seçkin üniversitelerde ders verdi. Kitapları kırktan fazla dile çevrildi. Bazı romanları Roberto Faenza, Alain Courneau, Alain Taner, Fernando Topes gibi ünlü yönetmenlerce beyazperdeye, Giorgio Strehler ve Didier Bezace gibi tanınmış yönetmenlerce sahneye uyarlandı. Halen üyesi olduğu Uluslararası Yazarlar Parlamentosu’nun kurucuları arasında yer aldı. Tabucchi’ye 2007’de Liège Üniversitesi’nce onursal doktor unvanı verildi.
Aldığı Ödüller [değiştir]

Almanya
Leibniz Akademisi’nce verilen Nossack Ödülü
Avusturya
Europaeischer Staatspreis
Fransa
Prix Médicis Etranger
Prix Européen de la Littérature
Prix Méditerranée
İspanya
Hidalgo
Asturias Prensi’nce verilen basın özgürlük ödülü Francisco Cerecedo
İtalya
Pen Kulübü Ödülü
Campiello Ödülü
Viareggio Ödülü
Yunanistan
Aristeion
Türkçede Antonio Tabucchi [değiştir]

Notturno indiano (Palermo: Sellerio, 1984).
Hint Gece Müziği, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Il filo dell’orizzonte (Milano: Feltrinelli, 1986).
Ufuk Çizgisi, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Requiem (Milano: Feltrinelli, 1992).
Requiem Bir Sanrı, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, Ekim 1994).
Sostiene Pereira (Milano: Feltrinelli, 1994).
Pereira İddia Ediyor, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1997).
La testa perduta di Damasceno Monteiro (Milano: Feltrinelli, 1997).
Damasceno Monteiro’nun Kayıp Başı, çev. Kemal Atakay (İstanbul: Can, 1998).
Si sta facendo sempre più tardi (Milano: Feltrinelli, 2001).
Gittikçe Geç Olmakta, çev. Neyyire Gül Işık (İstanbul: Can, 2002).
Piccoli equivoci senza importanza (Milano: Feltrinelli, 1985).
Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Can, 2006).
Tristano muore. Una vita (Milano: Feltrinelli, 2004).
Tristano muore, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Sogni di sogni (Palermo: Sellerio, 1992).
Düşler Düşü, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Gli ultimi tre giorni di Fernando Pessoa (Palermo: Sellerio, 1994).
Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
"Mən hələ uşaqlıqdan özümü heç vaxt mövcud olmayan dostlarla və tanışlarla əhatə edərək ətrafımda uydurulmuş bir dünya yaratmağa can atmışam."
Antonio Tabucchi
Sayfa 16 - Qanun Nəşriyyatı
... son nəfəsinə qədər öz sarsıntıları və nakam xəyalları ilə razılaşmaq məcburiyyətində qalmış, heç vaxt öz narahat varlığından qaça bilməmişdi.
Antonio Tabucchi
Sayfa 12 - Qanun Nəşriyyatı
- Mən nakam xəyallaram, özüm də bu dünyaya hökm edərəm, çünki hər bir insan arzusunun ömrü bir heçnədir.
Antonio Tabucchi
Sayfa 50 - Qanun Nəşriyyatı
86 syf.
·1 günde·5/10
Yaşam seni bekleyen beyaz kelebeklerle doludur. Ama aslında hepsi birer kurtçuktur.
Can Yayınları' nın kampanyasından aldığım bir kitaptı. Kitabı almam sebebim, hayranı olduğum birkaç yazar ve ozanın düşlerine konuk olmaktı. Tabucchı' nin kaleme aldığı bu kitap, yirmi usta kalemin( ressam, yazar, besteci ve ozan) düşsel düşünü anlatıyor. Özellikle Pessoa, Çehov, Ovidius ve Freud' un düşlerinde gördüğü, yani kendi kişiliklerini bu düşlerin içinde tekrar inşa ettiği bir anlatım aslında. Yani bir nevi "içsel yolculuk"
Kitap elinizde mevcutsa çok rahatlıkla okuyabileceğiniz masalsı bir kitap. Ben kısa bir zaman diliminde okudum. Merak eden okurlar için ideal bir kitap diye düşünüyorum. Meselâ kısa bir yolculukta okuyabilirsiniz️
Keyifi okumalar...
109 syf.
·1 günde·9/10
Antonio Tabucchi, Requiem'i Portekizce saudade'nin, yani tanımlanması olanaksız bir özlemin, asla gerçekleşmeyecek bir geleceğin özleminin diliyle yazmış.

Her şey ıssız bir Lizbon'da geçiyor: sakinlerinin boşalttığı bir kent, belirsiz, belki de olanaksız bir beklentinin boşluğu.

"Requiem sessizlik, bellek, özlem, acı ve geçmiş üzerine bir kitap. Requiem Pessoa'ya sevgi dolu bir veda, yüce bir saygı ifadesi olarak da okunabilir.

Tabucchi, Requiem'le kitaptan kitaba ördüğü düşsel ağa yeni bir labirent eklemiştir.

Requiem, Antonio Tabucchi'den okuduğum üçüncü eseri oldu. Okuma sayısı düşük kalan eserlerden, kesinlikle okunmasını öneririm. 
60 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Kasım 1935, Büyük Portekizli şair Pessoa, Lizbon'da Sao Luis dos Franceses hastanesinde ölüm döşeğinde ve zihninde var olan gizemli kişiler onu ölüm döşeğinde ziyaret ediyor. Psikolojik anlamda ayrıntılar da kayboluyorsunuz.

Tabucchi sevgi ve tutkuyla, XX. yüzyılın en büyük şairlerinden birinin ölümünü ve yaşamını anlatıyor. Çok kısa bir kitap kesinlikle tavsiyemdir.
58 syf.
·1 günde·6/10
Yarım saatlik keyif adeta. Pessoa okumuş, seven insanlar için; Pessoa karakterlerine birer altyazı, belki birer parantezdi..

Ancak şu da var ki; çok fazla isim (tamam çoğu bu karakterlerin isimleri ama yer,mekan, yemek isimleri vs vs de çok fazla), çok fazla felsefe veya sanat akımı geçiyor... Bunun sonucunda da okumanız bşraz sekteye uğrayabiliyor..
Yine de bu yazarı seviyorsanız yarım saatinizi ayırmanız gerekir.
136 syf.
·3 günde·Beğendi·5/10
Öncellikle kitap hakkında biraz bilgi vereyim.
Ama gereken öz bilgi zaten kitabın arka kapağında yer alıyor: "Çağdaş Avrupa edebiyatının en gözde yazarlarından Tabucchi, kitaplarında günümüzün yakıcı sorunlarını ustalıkla irdeliyor.
Kurulduğu günden bu yana öyküye özel bir yer veren Can Yayınları, 30. yıldönümünü öykü ustalarının birbirinden güzel kitaplarıyla karşılıyor. Márquez'den Thomas Mann'a, Munro'dan Tanizaki'ye dünya edebiyatının önde gelen öykü ustalarının kitaplarının yer alacağı bu özel dizimizin ilk kitabı, İtalyan yazar Antonio Tabucchi'nin Zaman Hızla Yaşlanıyor'u.
Kitapta yer alan dokuz öykü, yüzyıl dönümünde Avrupa'da geçiyor. Öykülerin kahramanları, geçmişin hayaletleriyle boğuşan savaş kurbanları, siyasi dönekler, hâlâ Doğu Bloku özlemi çekenler. Kitap boyunca zamanın izini süren Tabucchi, kâh bilgece kâh hüzünlü bir dille kaleme aldığı satırlarla, zamanın nasıl hızla akıp geçtiğini gözler önüne seriyor, dönemin tarihçesini melankolik bir ironiyle yansıtıyor."


Kendimce kitap da anladığım hususlar şunlardır: Çevrim hatası var hele ki ilk öykü de. Sonra, zamandan bahsedip duruyor. Etrafından kaptığı ve kendisinin de yaşadığı olaylardan dolayı kafasının içinde zamanın farklı dilimleri oluşarak. Aynı dilim içerisinde yorumladı. Ve yorumu da hep tarih ile zaman oldu. Tarihte ki savaşlar, savaşlardaki kişiler, kişilerdeki oluşan sorunlar. Ve bunların yanında bide zamanın etkisi rol oynamaktadır. Dönemlerin kişiliksel bozuklukları, siyaset münakaşaları, Zamanın farklı farklı etkileri ve sorunları, yazarın kafası içerisinde bambaşka bir dünya senaryosu oluşturmuş. Ve bu senaryoyu kitaba dönüştürmüş. Ve 9 tane öykü yer alıyor bu kitapta. Kitabın son sayfasında dediği gibi. Kimi öyküler önceden yaşanmış olaylardan ibaret, ama bu ibarette yazarın süzgecinden geçerek öyküye dönüştürülmüş. Ve bazıları da, uyarlanmaktan inşa edilmiş öykülerdir. Kitabı beğendim açıkçası, ama çoğu yerde çevrim hatası vardı. Hele ki ilk öyküsü olan "Çember" adlı metinde baya hata vardı.Elimden geldiğince kendimce düzelttim. Ve çevrim hatası olmasına rağmen, altını çizebileceğim cümleler gene vardı. Mesela, örneğin şu: "Hiçbir yerden, bu duygu hiçbir yerden gelmemişti, gerçek bir anı olmayan, sadece bir anlatının anısı olan ve henüz bir duyguya dönüşemeyip bir heyecan olarak kalmış, hatta aslına bakılırsa heyecan bile değil, sadece küçüklüğünde başkalarının anılarını dinlerken hayalinde yarattığı görüntüler, ama o uzak ve hayali yeri sonradan unutup gitmişti, ki bu onu şaşırttı işte." Bu alıntıyı çok beğendim. Güzel bir nokta belirtiyor bize. Diğer öyküleri de beğendim. Ama en çok "Bulutlar" adlı öyküyü beğendim. Oradaki kızı, sanki benmişim gibi buldum. Ve adamdaki bilgilerin benimkilerle bağdaştığını kavradım. Ben etkileyen ve sarsan bir metindi, açıkçası... Bu öykü de, okuldaki eğitimden ve okuldaki tarih dersinin boşun verdiğini ve gerçek olan tarihin ne kadar acıklı bir sahne olduğunu kazdırıyor aklımıza.

Bir sürü alıntı yakaladım. Çoğunu paylaştım. Azını da yoğunluktan dolayı paylaşamadım.....

Öyküler, kahramanlarıyla güzeldi. Ama metni biraz zayıftı. Hep "adam dedi, kız dedi, o dedi," gibi ifadeler kullanılmıştı. Ya yazar böyle yazmıştı o öykü metinleri ya da çevirim yapan " Nihal Önol" tarafından değişime uğramış.


Bu kitaptaki her şeyi beğendim. Eğer genelleme yaparsam.
Nasılda, günümüzü de yansıtıyor amma....

Ve kitabın başlığından da yola çıkılacağı gibi:" ZAMAN HIZLA YAŞLANIYOR."
128 syf.
·6 günde·6/10
Kitap o kadar güzel başladı ki; Portekiz'in siyasi yönden çalkantılı günlerinde kaybolan bir kadını arayan adamın, çemberi daraltırcasına kadının yani Isabel'in geçtiği yerleri ve iletişimde bulunduğu kişilerin tanıklıklarıyla bir merkeze ulaşma hikayesi... Gayet merak uyandırıcı bir biçimde kitabı yarılayıp sona yaklaşıyorsunuz ve son 50 sayfada dikkati dağıtan, gerçeklikten beni koparan bir yana doğru kayan kitap sonu ile beni ne yazık ki tatmin etmedi. Mandala sanatıyla gözüme sadece çemberlerin gelmesi, sanki çok basitmiş gibi algılattı bana. Zaten belki de yazar asla yayınlamayacaktı bu kitabını yahut bir çok değişiklik yapacaktı kitapta fakat ölümünden sonra bulunup yayınlanmış, yapacak bir şey yok.
58 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Yazar, bu kısa kitabında Portekiz edebiyatının en ünlü isimlerinden biri olan ve benim de hayran olduğum, Fernando Pessoa'yı anlatıyor. Onun düşsel yaşam öyküsünü dile getiriyor. Fernando Pessoa'nın son üç gününde, yaşamı boyunca kullandığı takma adlar ve büründüğü gizemli kimlikler Pessoa’yı ölüm döşeğinde ziyaret ediyorlar. Uzun bir kitap olmasını dilerdim.
128 syf.
·Beğendi·8/10
127 sayfalık bir kitap ama günlük işlerden falan pek vakit bulamamıştım, ayrıca kitap başta beni hiç sarmadı. İlk 4 bölümü okumak tam bir işkenceydi çünkü olaylar o kadar yavaş ilerliyor ki belli bir süre sonra sizi sıkıyor. Bırakıp bırakmamak arasında kaldım çünkü 1 ay kadar okuma hevesim kaçtı. 2 gün önce ‘Ben bu kitabı bitireceğim ya!’ dedim ve bitti Açıkçası kitabın 4.bölümünden sonrası çok akıcıydı ve çok beğendim.
.
Kitabın kısaca konusu : Yıllar önce izini kaybettiği kadını bulmaya kararlı bir adam dokuz çemberli bir mandala oluşturuyor. Her çember Isabel’in yaşantısının bir zaman diliminde yer almış ve onunla ilgili bilgi verebilecek kişilere götürecektir. Fakat çemberler daraldıkça, elde edilen bilgiler gerçekdışı olmaya başlıyor. .
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Bu kitapta varoluşu, zamanı, yaşamı ve ölümü ele almıştır. Kitabın sonlarına yaklaştıkça yazarın somut şeyleri soyut şeylere aktardığını fark edeceksiniz. Bu geçiş aşamasında biraz kafanız karışacak. Yaşayanlarla ölüleri aynı solukta buluşturuyor. .
58 syf.
1888 yılında Lizbon’da doğan ve 1935 te yine Lizbon’da hayatı gözlerini kapatan çoğul ruhun yazarı Fernando Pessoa’nın son anlarını ve yanına gelen kimlik ve kişilikleri dile getiren küçük bir kitap. Pessoa yaşamı boyunca kiralık odalarda küçük pansiyonlarda gösterişten uzak ve sade bir hayat sürmüştür. Hayatında sadece bir kez aşık olmuştur.
Kısa ve yoğun bir aşkla sevdi Ophelia Querioz’u
Ve hayattayken sadece bir kitabı basıldı. İncecik bir kitaptı...
136 syf.
·7 günde·5/10
Kitap zamanın engellenemez ilerleyişi, hayatımızdaki etkileri gibi düşüncelerin çevresinde şekillenmiş öykülerden oluşuyor. Öyküler ve yapıları birbirinden farklıydı, bazıları benzer özelliklere sahip olsa da genel farklılar ve ortak noktalar mevcut. Öykülerin ana fikileri hoş görünse de hepsini severek okuduğumu söyleyemem. Kitapta en çok Bulutlar adlı öyküyü beğendim ve okumaktan büyük zevk aldım, hiç bitmese diyerek okusam da sonu çok çabuk geldi.

Zaman Hızla Yaşlanıyor sayesinde Antonio Tabucchi ile tanıştım, ileride başka kitabını okur muyum bilmiyorum ama şimdilik bende böyle bir istek uyandırmadı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Antonio Tabucchi
Unvan:
İtalyan Oyun Yazarı, Çevirmeni ve Öğretim Üyesi.
Doğum:
Pisa, 1943
Ölüm:
Lizbon, 2012
Antonio Tabucchi, 23 Eylül 1943’te Pisa’da dünyaya geldi, ama Vecchiano kasabasında anneannesiyle büyükbabasının yanında büyüdü. 1969’da “Portekiz’de Gerçeküstücülük” üzerine bir tezle üniversiteden mezun olduktan sonra, 1970’li yıllarda Pisa'daki Scuola Normale Superiore’de Portekiz dili ve edebiyatı üzerine çalışmalarını sürdürdü ve 1973’te Bologna Üniversitesi’nin Portekiz Dili ve Edebiyatı kürsüsüne öğretim üyesi olarak atandı. Portekizceye ve bu dilin edebiyatına yönelmesindeki en büyük etken, Fernando Pessoa'nın yapıtına olan hayranlığı ve onu ana dilinden okuma arzusu oldu. 1975’de, ilk romanı Piazza d’Italia (Milano: Bompiani) yayımlandı.
Siena Üniversitesi’nde ve New York’taki Bard College, Paris’teki Ecole des Hautes Etudes ve Collège de France gibi seçkin üniversitelerde ders verdi. Kitapları kırktan fazla dile çevrildi. Bazı romanları Roberto Faenza, Alain Courneau, Alain Taner, Fernando Topes gibi ünlü yönetmenlerce beyazperdeye, Giorgio Strehler ve Didier Bezace gibi tanınmış yönetmenlerce sahneye uyarlandı. Halen üyesi olduğu Uluslararası Yazarlar Parlamentosu’nun kurucuları arasında yer aldı. Tabucchi’ye 2007’de Liège Üniversitesi’nce onursal doktor unvanı verildi.
Aldığı Ödüller [değiştir]

Almanya
Leibniz Akademisi’nce verilen Nossack Ödülü
Avusturya
Europaeischer Staatspreis
Fransa
Prix Médicis Etranger
Prix Européen de la Littérature
Prix Méditerranée
İspanya
Hidalgo
Asturias Prensi’nce verilen basın özgürlük ödülü Francisco Cerecedo
İtalya
Pen Kulübü Ödülü
Campiello Ödülü
Viareggio Ödülü
Yunanistan
Aristeion
Türkçede Antonio Tabucchi [değiştir]

Notturno indiano (Palermo: Sellerio, 1984).
Hint Gece Müziği, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Il filo dell’orizzonte (Milano: Feltrinelli, 1986).
Ufuk Çizgisi, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).
Requiem (Milano: Feltrinelli, 1992).
Requiem Bir Sanrı, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, Ekim 1994).
Sostiene Pereira (Milano: Feltrinelli, 1994).
Pereira İddia Ediyor, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1997).
La testa perduta di Damasceno Monteiro (Milano: Feltrinelli, 1997).
Damasceno Monteiro’nun Kayıp Başı, çev. Kemal Atakay (İstanbul: Can, 1998).
Si sta facendo sempre più tardi (Milano: Feltrinelli, 2001).
Gittikçe Geç Olmakta, çev. Neyyire Gül Işık (İstanbul: Can, 2002).
Piccoli equivoci senza importanza (Milano: Feltrinelli, 1985).
Önemi Olmayan Küçük Yanlış Anlamalar, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Can, 2006).
Tristano muore. Una vita (Milano: Feltrinelli, 2004).
Tristano muore, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Sogni di sogni (Palermo: Sellerio, 1992).
Düşler Düşü, çev. Semin Sayıt (İstanbul: Can, 2006).
Gli ultimi tre giorni di Fernando Pessoa (Palermo: Sellerio, 1994).
Fernando Pessoa’nın Son Üç Günü, çev. Münir H. Göle (İstanbul: Afa, 1994).

Yazar istatistikleri

  • 16 okur beğendi.
  • 348 okur okudu.
  • 8 okur okuyor.
  • 228 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.