Brzezinski’nin "Amerika’yı bölgede tüketecek ve İsrail’in varlığını uzun vadede temel bir felakete sürükleyecek" diyerek yıllar önce yaptığı o rasyonel uyarılar, tam da korktuğu şekilde 2026 yılının başında tamamen kulak ardı edildi ve bölge tarihinin en büyük sıcak çatışmalarından birine sürüklendi. 28 Şubat 2026'da ABD ve İsrail’in başlattığı ortak askeri harekât (Operation Epic Fury / Destansı Öfke Operasyonu), Brzezinski'nin "sağduyu" odaklı Amerikan dış politikası ekolünün Washington'da tamamen tasfiye edildiğini gösterdi. Brzezinski’nin öngördüğü statükoyu yıkan ve bugünkü topyekün savaş tablosunu ortaya çıkaran değişen temel durumlar ve yeni parametreler mevcut. Brzezinski, İran gibi köklü bir devlet yapısına karşı girişilecek bir savaşın öngörülemez bir kaos yaratacağını biliyordu. Ancak Trump yönetimi ve Tel Aviv, farklı bir jeopolitik kumar oynadı. Ocak 2026'da İran içinde yaşanan kitlesel halk protestoları ve rejimin bunu sert biçimde bastırması, Washington ve İsrail'de "rejimin kırılgan olduğu" algısını yarattı. 28 Şubat'taki ilk hava saldırısı dalgasında doğrudan İran’ın Dini Lideri Ali Hamaney ve onlarca üst düzey askeri/siyasi figür suikastla öldürüldü. ABD ve İsrail, komuta kademesi bu denli ağır darbe alan rejimin hızla çökeceğini ve Venezuela modeline benzer bir çözülme yaşayacağını hesap etti. Ancak evdeki hesap çarşıya uymadı; İran sert bir refleksle boşluğu doldurdu ve Ali Larijani de facto liderliği üstlenerek yapıyı konsolide etti. Kissinger ve Brzezinski döneminde güç, uçak gemileri, tanklar ve konvansiyonel ordularla ölçülüyordu. Bugün ise durum tamamen asimetrik bir hal aldı. İran, uğradığı devasa yıkıma ve askeri kayıplara rağmen, Brzezinski'nin uyardığı o meşhur "maliyet yükleme" kapasitesini sonuna kadar kullandı. Satürasyon (yoğunlaştırma)