İnsan bazen ölümden çok, ölüm bilgisini taşımaktan yoruluyor. Çünkü mesele yalnızca bir gün ölecek olmak değil; sevdiğin her şeyin de geçici olduğunu bilmek. En güzel günün içinde bile hafif bir kayıp hissi dolaşıyor bazen. Bir arkadaşlıkta, bir aşkta, bir sofrada... İnsan tam mutlu olacağı anda bile zihninin bir köşesinde şu düşünce beliriyor: "Bu da geçecek." Belki de bu yüzden bazı insanlar neşeyi bile tam yaşayamaz hâle geliyor. Çünkü sevinç bile kırılgan geliyor onlara. Çok gülersem kötü bir şey olur, çok bağlanırsam kaybederim, çok seversem canım yanar... insan yalnızca acıdan değil, acının ihtimalinden de yoruluyor. Ve bazı inanç biçimleri bu korkuyu yatıştırmak yerine büyütüyor. Hayatı, sürekli yanlış yapma ihtimaliyle yaşanan bir sınava çeviriyor. Böyle olunca insan yaşamayı değil, sürekli kendini denetlemeyi öğreniyor. Oysa Epikür'ün söylediği gibi, ölüm korkusu insanın yaşamını daraltan en büyük yüklerden biri. Çünkü insan, henüz gelmemiş bir sonun gölgesini bugünün üstüne düşürüyor.
Alıntı
İhtiyaçlar azaldıkça özgürlük artar. Epikür
Alıntı
Reklam
Tanrı insanlar'ın dualarını dinleseydi, sürekli birbirlerinin aleyhine dua ettikleri için insanların hepsi yok olurdu. Epikuros
Epikür'ün " Simetri Savı"
Olmama halimizin, doğumdan önceki halimizin aynısı olduğu
" Zihin tatmini değil, arayışı sever... " Epikür.
"Epikür Paradoksu'nun Mantıksal Yapısı 1. Tanrı kötülüğü ortadan kaldırmak istiyor ama gücü yetmiyor: O halde Tanrı her şeye kadir (omnipotent) değildir. 2. Tanrı’nın gücü yetiyor ama kötülüğü ortadan kaldırmak istemiyor: O halde Tanrı mutlak iyi (benevolent) değildir. 3. Tanrı’nın hem gücü yetiyor hem de kötülüğü ortadan kaldırmak istiyor: Öyleyse kötülük neden var? 4. Tanrı’nın ne gücü yetiyor ne de kötülüğü ortadan kaldırmak istiyor: O halde ona neden Tanrı diyelim?" Ya da şöyle bir şey tanrının gücü yetiyor Ama tam kötülük engellenemiyor.Kötülük engellenemediği için Tanrıya muhalefet bazı durumlar oluşuyor.Bu durumlardada Tanrı özgür iradeyle cennet ve cehennem mefhumunu ortaya atıyor
Reklam
Reklam