Genellikle devlet kavramı üç ayrı şekilde açıklanmaktadır. Bunlardan ilki şudur: Devlet, yalnız bir hükümetin iktidarına tabi insanlardan oluşmuş bir topluluk olarak kabul edilir. Bu yorumu kabul edenler sayıca en kalabalık olanlarıdır. Bunlar arasında meşrutiyet yönteminin sempatizanları vardır. Bunlara göre insanların iradeleri, işlerde hiçbir rol oynamamalıdır. Böyle düşünenler için, bir devletin varlığı, onu tecavüzden korumak için yeterli gelir. Bundan dolayı devlet otoritesine karşı esir gibi bir bağlılık istenir. Bu duruma göre, devlet, insanlara hizmet için vücut bulmuş değildir, insanlar, işleri ne olursa olsun, "devlet otoritesine tapmak için" vazifelidirler. Bu durumun bozulmaması için de, devlet otoritesi ancak sükunet ve asayişi devam ettirmek için vardır. Demek ki, devlet ne bir amaç, ne de bir araçtır. Devlet, sükünet ve asayişin devamına nezaret edecektir, buna karşılık sükunet ve asayiş de devlete var olmak imkânını hazırlayacaktır. Yani halkın hayatı bu iki kutup arasında dans edip geçecektir.