Osmanlı Devleti, Yunanistan’ın istiklalini tanıdığı halde Yunanlılar yine de rahat durmuyorlardı. Önceleri, milliyetçilik ile kendi istiklalini sağlamaya çalışan Yunanistan, onu elde edince bu sefer “Magali İdea” denilen ülküyle bütün Rumları birleştirip İstanbul’u merkez kabul eden büyük bir imparatorluk kurma hayalleri peşinde idi.
Zaten bu küçük milletin en büyük hataları küçüklüklerini anlayamamış olmalarıdır. Zira tarihte tek başına yaptıkları hiçbir iş yoktur. Bilhassa Osmanlı Devleti zamanında batılı muhafızların himayesinde şımarık bir çocuk gibi beslenmişlerdi.
Sultan Üçüncü Selim Han, giriştiği askeri yenilikler sırasında sancaklar üzerinde de bazı değişiklikler yaptırmış ve kırmızı zemin üzerine ay yıldızlı bayraklar bu dönemde uygulanmıştı.
Avrupa’da ilim ve teknoloji ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanlık için hizmette bulunduğuna inanılan birçok Avrupalının kafasındaki Haçlı düşüncesi, Müslümanlığa karşı kin ve nefret ihtirası sönmemiştir. Bu kanaat ne o zaman ne de bugün değişmiştir. Bunların içinde pek azı hakikati dile getirmiştir. Hristiyan alemi, İslamiyet’in dünya üzerindeki en büyük müdafiinin Osmanlı Türkleri olduğunu gözardı etmemiştir. Bu yüzdendir ki Avrupa, Türklerin zayıf olduğu her devirde, Türk düşmanlığını derhal faaliyete geçirmiştir.