yazmayacağım,
tek bir kelime bile,
değinmeyeceğim, bahsetmeyeceğim,
ne emeklinin ne çalışanın,
ne dulun ne yetimin nede bir başkasının,
_derdi…
ne haktan, ne hukuktan,
ne Tanrıdan ne kulundan,
kim ne dedi,
_dedi…
bana ne,
yazmayacağım tek bir kelime bile,
zira doğruları söyleyen,
her yerde vardır bir aptal,
_bir deli…
ama o ben değilim,
yedi köyden kovulacak,
_fuzuli…
erbil
daha az bağlılık,
daha az bağımlılık!
daha az insan,
daha az sorun!
daha çok kitap,
daha çok yalnızlık!
en fazla da kendime zaman ayırmadan,
kendimi tanımadan,
başka hiç kimseyi anlamamın,
mümkün olmayacağının farkında olmamdan;
yeni yılda kendimi değiştirmek için vereceğim bu zorlu süreçte;
herkesten, her şeyden uzaklaşmak,
kendi içimin sınırlarında kalmak,
ve daha çok kendimle olan kavgamla
meşgul olmaktan,
başka hiç kimseye
çokta zaman ayıramayacağım için
şimden özür diliyor,
ama asla anlayış beklemiyor olacağım!
erbil
ben hep ekşiyi, tuzluyu sevdim,
tatlıdan ziyade…
el laleyi, sümbülü ben menekşeyi,
Ayşe’yi sevdim!
gül gibi tatlı mis değildi ama,
tuzlu yaşlar kirpiklerinde,
ben her kavgamızdan sonra,
beni bağışlayan, gülüşünü,
yüzünde ki neşeyi sevdim!
ben hep eskiyi sevdim,
tadında güzide,
yığınla üzerimde yün döşeği, şilteyi,
sözlerinde çuvaldızı, iğneyi,
her kavgamızda şaşırıp ne diyeceğini,
aşk olsun diyen dili, şiveyi sevdim!
ben hep aşkı ve şarabı sevdim,
tadında kavgaları,
el kara üzümü, bulutsuz bir gök yüzünü,
ben fırtınaları, senle savaşları,
yaralasa da, yaralansa da,
aşktan vazgeçmeyen Ayşe’yi sevdim!
erbil
instagram.com/reel/C1UkJf2CcT...
"Ben bu tertemiz suyu pis bir kaba koyarsam onun temiz olduğunu düşünebilir miyim ? Sadece kendi içimi temizlersem bu suyu belli bir ölçüye kadar temiz tutabilirim."